<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Bloknot / Hasan Rua için yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://hasanrua.wordpress.com/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hasanrua.wordpress.com</link>
	<description>Nehir akarken biriken notlar..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2009 10:34:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Hz. Muhammed&#8217;in resimleri.. yazısına aydemir7114 tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/05/13/hz-muhammedin-resimleri/#comment-523</link>
		<dc:creator>aydemir7114</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 10:34:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=464#comment-523</guid>
		<description>bir daha ki meselede görüşürüz</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bir daha ki meselede görüşürüz</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hz. Muhammed&#8217;in resimleri.. yazısına aydemir7114 tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/05/13/hz-muhammedin-resimleri/#comment-522</link>
		<dc:creator>aydemir7114</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 10:30:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=464#comment-522</guid>
		<description>hem Rasulullah&#039;ın resmini ne yapacaksınız bunları tartışana kadar gidin O&#039;nun sünnetlerini ve getirdiklerini ifşa edin bu daha iyi değil mi?...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hem Rasulullah&#8217;ın resmini ne yapacaksınız bunları tartışana kadar gidin O&#8217;nun sünnetlerini ve getirdiklerini ifşa edin bu daha iyi değil mi?&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hz. Muhammed&#8217;in resimleri.. yazısına aydemir7114 tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/05/13/hz-muhammedin-resimleri/#comment-521</link>
		<dc:creator>aydemir7114</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 10:27:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=464#comment-521</guid>
		<description>sen Rasulullah&#039;ı görmüş olsaydın böyle melekler hakkında konuşmaz onlar sadece güzeldir derdin</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sen Rasulullah&#8217;ı görmüş olsaydın böyle melekler hakkında konuşmaz onlar sadece güzeldir derdin</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hz. Muhammed&#8217;in resimleri.. yazısına aydemir7114 tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/05/13/hz-muhammedin-resimleri/#comment-520</link>
		<dc:creator>aydemir7114</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 10:25:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=464#comment-520</guid>
		<description>resim hindistan da değil şam yolculuğunda ve orada çizilmiştir</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>resim hindistan da değil şam yolculuğunda ve orada çizilmiştir</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hz. Muhammed&#8217;in resimleri.. yazısına aydemir7114 tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/05/13/hz-muhammedin-resimleri/#comment-519</link>
		<dc:creator>aydemir7114</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 10:24:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=464#comment-519</guid>
		<description>ama sırrı da ifşa etmemek suretiyle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ama sırrı da ifşa etmemek suretiyle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hz. Muhammed&#8217;in resimleri.. yazısına aydemir7114 tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/05/13/hz-muhammedin-resimleri/#comment-518</link>
		<dc:creator>aydemir7114</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 10:02:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=464#comment-518</guid>
		<description>rasulullah (a.s)&#039;ın resmini daha çocukken şamdaki bir rahip çizmiştir ama kimileri ise onu tarif edilerek çizdirdiklerini söylüyor.Ama Allah daha iyisini bilir</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>rasulullah (a.s)&#8217;ın resmini daha çocukken şamdaki bir rahip çizmiştir ama kimileri ise onu tarif edilerek çizdirdiklerini söylüyor.Ama Allah daha iyisini bilir</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kropotkin, mahkemede anarşizmi nasıl anlattı? yazısına wincih tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/16/kropotkin-mahkemede-anarsizmi-nasil-anlatti/#comment-516</link>
		<dc:creator>wincih</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 19:21:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=1032#comment-516</guid>
		<description>Bu yazıyı canım sıkıldıkça okuyorum. :) Böyle bir savunma, kaç kişi yapabilir ki?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı canım sıkıldıkça okuyorum. <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Böyle bir savunma, kaç kişi yapabilir ki?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Rubin neden Ebu Bekir oldu? yazısına pharmacist tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/04/16/rubin-neden-ebu-bekir-oldu/#comment-514</link>
		<dc:creator>pharmacist</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 15:03:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=258#comment-514</guid>
		<description>&#039;Herkese Lazım Olan İman&#039; Hakikat Kitabevi,lütfen bu kitabı okuyun,bir şey kaybetmezsiniz,sonra neye isterseniz inanın ama bir kere olsun okuyun..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Herkese Lazım Olan İman&#8217; Hakikat Kitabevi,lütfen bu kitabı okuyun,bir şey kaybetmezsiniz,sonra neye isterseniz inanın ama bir kere olsun okuyun..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>My address is Soviet Union (Adresim Sovyetler) yazısına hasanrua tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/21/my-address-is-soviet-union-adresim-sovyetler/#comment-513</link>
		<dc:creator>hasanrua</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 12:18:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=1057#comment-513</guid>
		<description>Hayır, şarkı sözlerini internetten buldum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hayır, şarkı sözlerini internetten buldum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>My address is Soviet Union (Adresim Sovyetler) yazısına resit bey tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/21/my-address-is-soviet-union-adresim-sovyetler/#comment-512</link>
		<dc:creator>resit bey</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 04:47:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=1057#comment-512</guid>
		<description>Hasan bey,
Rusca&#039;niz var mi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan bey,<br />
Rusca&#8217;niz var mi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>27 Mayıs 1960 sabahı, Cumhuriyet Gazetesi manşeti yazısına hasanrua tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/14/27-mayis-1960-sabahi-cumhuriyet-gazetesi-manseti/#comment-511</link>
		<dc:creator>hasanrua</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 23:04:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=1029#comment-511</guid>
		<description>Sayın Kemalist;

Öncelikle; artık bu siteyi neredeyse hiç kontrol etmediğimi söylemek isterim. Yeni içerik tümüyle lektuel.net &#039;te.

Verdiğiniz cevaplar ve yorumlar benim için elbette ki önemliydi. Yazının içinde söylemediğim bir şeyi gerektiren bir eleştiriniz olduğunda da kesinlikle cevap vermişimdir; çünkü bu benim için çok önemli bir nokta.

Ancak yine de kaçırdığım bir nokta olduysa özür dilerim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Kemalist;</p>
<p>Öncelikle; artık bu siteyi neredeyse hiç kontrol etmediğimi söylemek isterim. Yeni içerik tümüyle lektuel.net &#8216;te.</p>
<p>Verdiğiniz cevaplar ve yorumlar benim için elbette ki önemliydi. Yazının içinde söylemediğim bir şeyi gerektiren bir eleştiriniz olduğunda da kesinlikle cevap vermişimdir; çünkü bu benim için çok önemli bir nokta.</p>
<p>Ancak yine de kaçırdığım bir nokta olduysa özür dilerim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>27 Mayıs 1960 sabahı, Cumhuriyet Gazetesi manşeti yazısına Kemalist tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/14/27-mayis-1960-sabahi-cumhuriyet-gazetesi-manseti/#comment-510</link>
		<dc:creator>Kemalist</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 19:40:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=1029#comment-510</guid>
		<description>size ,aynı konuyu işleyen farklı yazılarınızda da eleştirilerimi dile getirmiştim..fakat belli ki başka insanların söyledikleri ,sizler için hiç önemli değil..en azından bir cevap verme nezaketinde de bulunabilirdiniz..yapmadınız..şimdi de benzer birşey ile yine insanların karşısına çıkıyorsunuz..hep başkalarını eleştiriyorsunuz bunun yerine biraz da kendinizi eleştirmenizi öneririm..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>size ,aynı konuyu işleyen farklı yazılarınızda da eleştirilerimi dile getirmiştim..fakat belli ki başka insanların söyledikleri ,sizler için hiç önemli değil..en azından bir cevap verme nezaketinde de bulunabilirdiniz..yapmadınız..şimdi de benzer birşey ile yine insanların karşısına çıkıyorsunuz..hep başkalarını eleştiriyorsunuz bunun yerine biraz da kendinizi eleştirmenizi öneririm..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumhuriyet Gazetesi Kürtleri Nasıl Yamyam ilan etti? yazısına fatih tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/01/25/cumhuriyet-gazetesi-kurtleri-nasil-yamyam-ilan-etti/#comment-508</link>
		<dc:creator>fatih</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 23:08:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=58#comment-508</guid>
		<description>sadun. sen mılletın nerden geldıgını bosver.
yunanıstandan gelmısse ne olucak. enazından tarıhı bellı. sen bız hep burdaydık demıssın. bıraz tarıh okusan kurtlerın anadoluya tukrlerle gırdıgını bılırdın.
ve dıyarbakır denen kente kurtlerı yavuz sultan selımın 16. yy da ordakı alevı turkmenlerı surup yerlestırdıgınıde bılırdım. ananızı sıken rusların ıngılızlerın yazdıgı tarıhle burda kurmaca ıs yapma</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sadun. sen mılletın nerden geldıgını bosver.<br />
yunanıstandan gelmısse ne olucak. enazından tarıhı bellı. sen bız hep burdaydık demıssın. bıraz tarıh okusan kurtlerın anadoluya tukrlerle gırdıgını bılırdın.<br />
ve dıyarbakır denen kente kurtlerı yavuz sultan selımın 16. yy da ordakı alevı turkmenlerı surup yerlestırdıgınıde bılırdım. ananızı sıken rusların ıngılızlerın yazdıgı tarıhle burda kurmaca ıs yapma</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Atatürk ekber, Atatürk ekber: Atatürk için ezan bile yazmışlardı! yazısına küçükkabaca uğur tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/04/02/ataturk-ekber-ataturk-ekber-ataturk-icin-ezan-bile-yazmislardi/#comment-507</link>
		<dc:creator>küçükkabaca uğur</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 19:25:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=168#comment-507</guid>
		<description>burada sen sadece atatürkü övmüşsün--ötesi yok--
&quot;kabe arabın olsun
çankaya bize yeter&quot;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>burada sen sadece atatürkü övmüşsün&#8211;ötesi yok&#8211;<br />
&#8220;kabe arabın olsun<br />
çankaya bize yeter&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hz. Muhammed&#8217;in resimleri.. yazısına mahmut topal tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/05/13/hz-muhammedin-resimleri/#comment-506</link>
		<dc:creator>mahmut topal</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 12:45:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=464#comment-506</guid>
		<description>boyle sacmalıklara ınananların vay halıne....Bunlar gercekten aptalca seyler...Hz muhammedı gormeyen bır ınsan nasıl olurda o buyuk peygambeın resmını cızebılır....yalan seyler bunlar.cok buyuk gunah...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>boyle sacmalıklara ınananların vay halıne&#8230;.Bunlar gercekten aptalca seyler&#8230;Hz muhammedı gormeyen bır ınsan nasıl olurda o buyuk peygambeın resmını cızebılır&#8230;.yalan seyler bunlar.cok buyuk gunah&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;Arzumuz Hürriyetti, Ordumuz Hediye Etti&#8221; yazısına kacakkova tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/29/1076/#comment-504</link>
		<dc:creator>kacakkova</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 14:00:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/29/1076/#comment-504</guid>
		<description>selam ile,
zamanlamasini takdir ettim yazinin, yanlis cumhuriyet&#039;in konusulacak pek cok momenti var ve bu degindigin nokta en önemlilerinden biri sayilir....
aklima gelen bir kac noktayi dile getireyi  gelmisken....
türkiye&#039;de burjuvazi ile solun ayni noktalarda bulusmasi bir sir degil demekki, diye düsündüm yazinin bir cok yerinde.
buna darbe ya da devrim denmesinin önemi yok.
o solun ne menem bir sol oldugunun tartisilmasini da yersiz buluyorum.
27 mayis anayasasinin türkiye&#039;nin görüp gördügü en demokratik anayasa olmasi, sirf tarihin bir cilvesi degil, bizzat yazida dendigi gibi &quot;27 mayisin türkiyenin özeti olmasi&quot; sebebiyledir de.
belirli bir tarihsel an&#039;da isler hic de söylemlerimize riyat etmiyor.icinden gectigimiz su dönemlerde oldugu gibi karisabiliyor her sey bazen.sol bir bütün halinde degil elbette, ne 27 mayista ne de bugün.ama dünden bugüne &quot;ana akim&quot; diyecegimiz solun, reflekslerine, davranislarina, önermelerine bir bakalim.
soldaki &quot;ilerici ordu&quot; fikri sabitini bir yana birakiyorum, bu damar hep olmustur,kendisine emsal gösterecegi tarihsel anlar da bulabilir, &quot;ordu genclik ele ele&quot;ler hic de öyle basit meseleler degildir, solun en radikal kesimlerinde bile ordu icinde örgütlenme, orduyu örgütleme güdüsü sözkonusudur basindan itibaren, yani cumhuriyetin basindan itibaren, bence bunun uzantilari bizdeki solun kendisiyle sinirli olmayan ideolojik ve zihinsel köklere sahiptir.
solun kemalizmle sancili iliskisinin tem tarihsel hem de mantiksal tutarliligi, hesaplasmanin imkanini sürekli baltalamistir bu sebeple.

kolay gele.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>selam ile,<br />
zamanlamasini takdir ettim yazinin, yanlis cumhuriyet&#8217;in konusulacak pek cok momenti var ve bu degindigin nokta en önemlilerinden biri sayilir&#8230;.<br />
aklima gelen bir kac noktayi dile getireyi  gelmisken&#8230;.<br />
türkiye&#8217;de burjuvazi ile solun ayni noktalarda bulusmasi bir sir degil demekki, diye düsündüm yazinin bir cok yerinde.<br />
buna darbe ya da devrim denmesinin önemi yok.<br />
o solun ne menem bir sol oldugunun tartisilmasini da yersiz buluyorum.<br />
27 mayis anayasasinin türkiye&#8217;nin görüp gördügü en demokratik anayasa olmasi, sirf tarihin bir cilvesi degil, bizzat yazida dendigi gibi &#8220;27 mayisin türkiyenin özeti olmasi&#8221; sebebiyledir de.<br />
belirli bir tarihsel an&#8217;da isler hic de söylemlerimize riyat etmiyor.icinden gectigimiz su dönemlerde oldugu gibi karisabiliyor her sey bazen.sol bir bütün halinde degil elbette, ne 27 mayista ne de bugün.ama dünden bugüne &#8220;ana akim&#8221; diyecegimiz solun, reflekslerine, davranislarina, önermelerine bir bakalim.<br />
soldaki &#8220;ilerici ordu&#8221; fikri sabitini bir yana birakiyorum, bu damar hep olmustur,kendisine emsal gösterecegi tarihsel anlar da bulabilir, &#8220;ordu genclik ele ele&#8221;ler hic de öyle basit meseleler degildir, solun en radikal kesimlerinde bile ordu icinde örgütlenme, orduyu örgütleme güdüsü sözkonusudur basindan itibaren, yani cumhuriyetin basindan itibaren, bence bunun uzantilari bizdeki solun kendisiyle sinirli olmayan ideolojik ve zihinsel köklere sahiptir.<br />
solun kemalizmle sancili iliskisinin tem tarihsel hem de mantiksal tutarliligi, hesaplasmanin imkanini sürekli baltalamistir bu sebeple.</p>
<p>kolay gele.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>My address is Soviet Union (Adresim Sovyetler) yazısına gp maksimov tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/10/21/my-address-is-soviet-union-adresim-sovyetler/#comment-503</link>
		<dc:creator>gp maksimov</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 06:02:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=1057#comment-503</guid>
		<description>muhtesemmis, isyerinde calayim da milletin akli gitsin.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>muhtesemmis, isyerinde calayim da milletin akli gitsin.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Açılım&#8217;ın Tarihi (I) : Kürt ve Kürdistan yazısına BURHAN DAĞTEKİN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/08/24/acilimin-tarihi-i-kurt-ve-kurdistan/#comment-502</link>
		<dc:creator>BURHAN DAĞTEKİN</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 00:15:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=864#comment-502</guid>
		<description>.   Müslüman bir kürt konuşuyor.bozacının şahidi şıracı-Biri kalkmış tarihi baştansona yalanlarla,katliamlarla,zulümlerle,hinliklerle,hainliklerle,başarısızlıklarla,hırsızlıklarla ve beceriksizliklerle dolu türkiye cumhuriyetinin,avrupadan aldığı üniter devlet sistemini(bunlar insanlığıda hay...lığıda avrupadan öğreniyorlar,büyükler ya, asiller ya,neyse),bu sistemin hiç uymayacağı tarihten beri kosmopolit olan anadoluya,yerleştirmenin ilk adımlarından biri  olarak 1925 te  kürtçeyi ve ilgili şeyleri yasakladığını ve bu bahsedilen 1927 nüfus sayımının,bu yasak ve baskının  en şiddetli olduğu o yıllarda yapıldığını,kürtçenin yasak olduğu ve kitlesel katliamların,batıya sürgünlerin revaçta olduğu o dönemde,kürt olsalar bile,kimliklerini ne kadar söyleyebilecekleri,hadi tam söyleselerde,hain devletin bunu açıkça yazmayacağını görmemek için çok aptal olmak gerekiyor. atatürk&#039;ün dediği gibi bir toprak uğruna ölen varsa vatandır,sözüne istinaden,kürtler binlerce yıldır yaptığı gibi buraları kendilerine vatan eyleyip hiçbir yere kaçmamış ve kurtuluş savaşında etkin varlık göstermiştir.(bakınız karayılan,şeyh saidi palu,şeyh saidi kurdi,benim dedem emere loşoi veniceleri)kurtuluş savaşından sonraki yıllarda kürtçe yasağıyla birlikte,devlet telaşla bir harekete daha başlıyor(bunun sebebi 1927 nüfus sayımındaki gibi değilde gerçek nüfus oranı olmasın!!!)ve ismet inönünün emriyle bu ülkede hiç emeği olmayan ama nereye gitse oranın halkı olan(çingeneler,boşnaklar,türkmenler,azeriler,gürcüler,arnavutlar,bulgarlar,veniceleri) toplanıp,ülkenin en güzel yerlerine yerleştirilip,kürtlere sağlanmayan(tabi bu da şeyh sait isyanı yoluyla da,&lt;&lt;i&gt;&gt; şeklinde kamuoyu aparılarak,hertürlü imkan sağlanıyor ve böylece kürtlere karşı nüfus oynaması yapılıyor.(DİPNOT:bu nüfus yapısının 1927 resmi nüfus sayımındaki rakamlar gibi olmadığınıda gösteriyor.)oysa kürtler tarlada çalışanım olsun,hasımlardan fazla olayım,vb nedenlerle çoğalmaktadır.Akıl var mantık var eğer kürtler politikacı ve hain olsaydı Osmanlıyı İngilizlere satardı ve bugünkü ırak ve suriyede birer arap değil kürt devletine zemin hazırlardı ve eğer kürtler nüfusu bilinçli arttıracak,kollektif hareket bilncine sahip olsaydı,şimdi sizin gibi hain,casus ve basiretsiz piyonlarla uğraşmaz bilakis çoktan kendi devletini kurmuş olurdu.bu hileler 80 yıldır böyle sürüp gidiyor ve kürtler her onurlu,şerefli ve tam milletini yaptığını yapıp,boyun eğmedi,eğmiyor.tüm bunlar,birazcık aklı,zerre kadar  basireti olan,sağduyulu herkesin akıl ve mantık yoluyla çözebileceği şeylerdir.hepsi ıspatlıdır.mesela,doğu ve güneydoğunun,iran,ırak ve suriyenin bir bölümünün kürt beldesi olduğunu 1074 te,tarihteki ilk türkçe-arapça sözlüğün müellifi,türk düşünürü Kaşgarlı Mahmut(İlahi adaletin tecellisi olarak)divan-ı lügati türk&#039;te haritaya yerleştirmiş(arz-ul ekrad-kürtlerin beldesi).ayrıca yine evliya çelebi bundan yüzyıllar önce yazdığı sayahatnamesinde,bütün anadolunun nüfus yapısını belirtmiş(tabii bu,sözümona büyük ve asil türk devleti ,içinde kürt ismi geçen kısımları sansürlermiş.ne ala bir durumki  orjinali değişmez,müzede duruyor) ve ordada hiçbirşeyin bugünki gibi olmadığı ve bugün ,benim diyen türk şehirlerinde bile, ekseriyetin kürt,ermeni veya rum olduğu görülüyor.yine fransız bir fotoğrafçının 1800 lü yıllarda çekmiş olduğu,kırıkkalede kürt baltacı,selimiyede kürt subaylar,yozgatlı kürt vb.,yurdun dörtbir yanında,yüzlerce yıllık kürt mezarları,camileri,külliyeleri veben.sayısız delil varken bunları görmemek,kürtlerin köküyle,diliyle kültürüyle,tam bir millet olduğunun bir kanıtı olarak kürtlerin o kadar baskıya ve büyük bir kısmı asimile olmasına rağmen halen varlığını sürdürmesine,bu kalleş devlet tarafından son 20-30 yılda kürtleri türk ve-veya türkleştirilmiş devşirmelerin denizi olan batıdaki  ve bilinçli olarak geliştirilmiş ve nüfusu ona gore ayarlanmış,bazı doğu illerinde eritmeye çalışmasına ancak bunun suda demir eritmeyle veya dağdan getirilen kurdu evcilleştirmeye çalışmakla aynı beyhudelikte olduğunu,şehirlerin kürt ve doğu kültürüne kayması ve tabiiki yerinden yurdundan edilmiş toplumların,yan etkisi olarak,kriminal olaylarda artış sonucunu doğurmuştur.Şimdi sizlerin yazdıklarına bakınca sanki  bütün bu haince,kalleşçe politikalara,katliamlara,işkencelere,rezilliklere,bombalamalara,toplum mühendisliği uygulamalarına ve değil bir müslümandan,bir hayvandan beklenmeyecek kalleşliklere,dini ve kültürel yasaklamalara uğrayan aslında kürtler değilde türklermiş gibi geldi bana.yavuz hırsız misali. bu konularda daha çok yazı yazılır ama boşuna olduğunu biliyorum,çünkü sizler düşünmeyi bırakmış,beyinleri başkalarının çöplüğü olmuş,kendine ait düşüncesi olmayan,orda resmiyette ne yazıyorsa onu uygulamaya programlanmış veya başka türlü davranacak bir insanlık bilincine ve karakterine sahip olmayan varlıklarsınız.etrafınıza ve kendinize bir bakın! herkes hırsız üçkağıtçı.öyle kapkaççı veya ev hırsızı gibi değil,örneğin çek alır ödemez,işçi çalıştırır ödemez,cem uzan,cavit çağlar gibi(dikkat!!!bunlar da göçmendir)milyarlarca doları içedip binlerce kişiyi intihara,aileleri felakete,ülkeyi iflasa ve uçuruma götürür,doktorları,eczacıları,benzincileri,inşaatçıları,kuyumcuları,esnafı,çiftçisi(avrupada enjektörle kullanılan zirai ilaçları ve hormonları kürek kürek kullancak kadar vicdansız namussuzlar)hacısı hocasının ekserisi,hastane şebekeleri,vesaire.yakalana yakalana bitmiyor.dikkat edin bunlara .bunların yüzde 99 u devletçidir ve tüm bunlar 80 yıllık,türkiye cumhuriyetinin ürünleridir.ondan önceki dönem insanıyla şimdiki dönem insanını kıyaslamaya yardımcı olacak basit birkaç örnek var elbet,örneğin 1800lü yılların başında gelen fransız bir tüccarın başına gelenlerle,bugün dünya turuna çıkan italyan pipabacca&#039;nın başına gelenler,örneğin toprağını işgale gelen hristiyan askere sigara atıp,sırtında taşıyıp yarasını iyileştiren osmanlı askeri(buraya dikkat!büyüklük sözle olmaz),buna karşın bugün zulme uğrayıp buna başkaldıran veya kaldırmayan kendi dininden ve yurdundan olan bir insanı diri diri yakan,kulağını kesen,helikopteden atan,silahsız insanlara dışkı yediren,küçük çocukları hedef alan &lt;&lt;b&gt;&gt; türk askeri,siz bunlara rağmen gerçeği görmüyorsanız,ya casussunuz ya hainsiniz ya vicdansızsınız yada çook çook aptalsınız.  şimdilik bu kadar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>.   Müslüman bir kürt konuşuyor.bozacının şahidi şıracı-Biri kalkmış tarihi baştansona yalanlarla,katliamlarla,zulümlerle,hinliklerle,hainliklerle,başarısızlıklarla,hırsızlıklarla ve beceriksizliklerle dolu türkiye cumhuriyetinin,avrupadan aldığı üniter devlet sistemini(bunlar insanlığıda hay&#8230;lığıda avrupadan öğreniyorlar,büyükler ya, asiller ya,neyse),bu sistemin hiç uymayacağı tarihten beri kosmopolit olan anadoluya,yerleştirmenin ilk adımlarından biri  olarak 1925 te  kürtçeyi ve ilgili şeyleri yasakladığını ve bu bahsedilen 1927 nüfus sayımının,bu yasak ve baskının  en şiddetli olduğu o yıllarda yapıldığını,kürtçenin yasak olduğu ve kitlesel katliamların,batıya sürgünlerin revaçta olduğu o dönemde,kürt olsalar bile,kimliklerini ne kadar söyleyebilecekleri,hadi tam söyleselerde,hain devletin bunu açıkça yazmayacağını görmemek için çok aptal olmak gerekiyor. atatürk&#8217;ün dediği gibi bir toprak uğruna ölen varsa vatandır,sözüne istinaden,kürtler binlerce yıldır yaptığı gibi buraları kendilerine vatan eyleyip hiçbir yere kaçmamış ve kurtuluş savaşında etkin varlık göstermiştir.(bakınız karayılan,şeyh saidi palu,şeyh saidi kurdi,benim dedem emere loşoi veniceleri)kurtuluş savaşından sonraki yıllarda kürtçe yasağıyla birlikte,devlet telaşla bir harekete daha başlıyor(bunun sebebi 1927 nüfus sayımındaki gibi değilde gerçek nüfus oranı olmasın!!!)ve ismet inönünün emriyle bu ülkede hiç emeği olmayan ama nereye gitse oranın halkı olan(çingeneler,boşnaklar,türkmenler,azeriler,gürcüler,arnavutlar,bulgarlar,veniceleri) toplanıp,ülkenin en güzel yerlerine yerleştirilip,kürtlere sağlanmayan(tabi bu da şeyh sait isyanı yoluyla da,&lt;<i>&gt; şeklinde kamuoyu aparılarak,hertürlü imkan sağlanıyor ve böylece kürtlere karşı nüfus oynaması yapılıyor.(DİPNOT:bu nüfus yapısının 1927 resmi nüfus sayımındaki rakamlar gibi olmadığınıda gösteriyor.)oysa kürtler tarlada çalışanım olsun,hasımlardan fazla olayım,vb nedenlerle çoğalmaktadır.Akıl var mantık var eğer kürtler politikacı ve hain olsaydı Osmanlıyı İngilizlere satardı ve bugünkü ırak ve suriyede birer arap değil kürt devletine zemin hazırlardı ve eğer kürtler nüfusu bilinçli arttıracak,kollektif hareket bilncine sahip olsaydı,şimdi sizin gibi hain,casus ve basiretsiz piyonlarla uğraşmaz bilakis çoktan kendi devletini kurmuş olurdu.bu hileler 80 yıldır böyle sürüp gidiyor ve kürtler her onurlu,şerefli ve tam milletini yaptığını yapıp,boyun eğmedi,eğmiyor.tüm bunlar,birazcık aklı,zerre kadar  basireti olan,sağduyulu herkesin akıl ve mantık yoluyla çözebileceği şeylerdir.hepsi ıspatlıdır.mesela,doğu ve güneydoğunun,iran,ırak ve suriyenin bir bölümünün kürt beldesi olduğunu 1074 te,tarihteki ilk türkçe-arapça sözlüğün müellifi,türk düşünürü Kaşgarlı Mahmut(İlahi adaletin tecellisi olarak)divan-ı lügati türk&#8217;te haritaya yerleştirmiş(arz-ul ekrad-kürtlerin beldesi).ayrıca yine evliya çelebi bundan yüzyıllar önce yazdığı sayahatnamesinde,bütün anadolunun nüfus yapısını belirtmiş(tabii bu,sözümona büyük ve asil türk devleti ,içinde kürt ismi geçen kısımları sansürlermiş.ne ala bir durumki  orjinali değişmez,müzede duruyor) ve ordada hiçbirşeyin bugünki gibi olmadığı ve bugün ,benim diyen türk şehirlerinde bile, ekseriyetin kürt,ermeni veya rum olduğu görülüyor.yine fransız bir fotoğrafçının 1800 lü yıllarda çekmiş olduğu,kırıkkalede kürt baltacı,selimiyede kürt subaylar,yozgatlı kürt vb.,yurdun dörtbir yanında,yüzlerce yıllık kürt mezarları,camileri,külliyeleri veben.sayısız delil varken bunları görmemek,kürtlerin köküyle,diliyle kültürüyle,tam bir millet olduğunun bir kanıtı olarak kürtlerin o kadar baskıya ve büyük bir kısmı asimile olmasına rağmen halen varlığını sürdürmesine,bu kalleş devlet tarafından son 20-30 yılda kürtleri türk ve-veya türkleştirilmiş devşirmelerin denizi olan batıdaki  ve bilinçli olarak geliştirilmiş ve nüfusu ona gore ayarlanmış,bazı doğu illerinde eritmeye çalışmasına ancak bunun suda demir eritmeyle veya dağdan getirilen kurdu evcilleştirmeye çalışmakla aynı beyhudelikte olduğunu,şehirlerin kürt ve doğu kültürüne kayması ve tabiiki yerinden yurdundan edilmiş toplumların,yan etkisi olarak,kriminal olaylarda artış sonucunu doğurmuştur.Şimdi sizlerin yazdıklarına bakınca sanki  bütün bu haince,kalleşçe politikalara,katliamlara,işkencelere,rezilliklere,bombalamalara,toplum mühendisliği uygulamalarına ve değil bir müslümandan,bir hayvandan beklenmeyecek kalleşliklere,dini ve kültürel yasaklamalara uğrayan aslında kürtler değilde türklermiş gibi geldi bana.yavuz hırsız misali. bu konularda daha çok yazı yazılır ama boşuna olduğunu biliyorum,çünkü sizler düşünmeyi bırakmış,beyinleri başkalarının çöplüğü olmuş,kendine ait düşüncesi olmayan,orda resmiyette ne yazıyorsa onu uygulamaya programlanmış veya başka türlü davranacak bir insanlık bilincine ve karakterine sahip olmayan varlıklarsınız.etrafınıza ve kendinize bir bakın! herkes hırsız üçkağıtçı.öyle kapkaççı veya ev hırsızı gibi değil,örneğin çek alır ödemez,işçi çalıştırır ödemez,cem uzan,cavit çağlar gibi(dikkat!!!bunlar da göçmendir)milyarlarca doları içedip binlerce kişiyi intihara,aileleri felakete,ülkeyi iflasa ve uçuruma götürür,doktorları,eczacıları,benzincileri,inşaatçıları,kuyumcuları,esnafı,çiftçisi(avrupada enjektörle kullanılan zirai ilaçları ve hormonları kürek kürek kullancak kadar vicdansız namussuzlar)hacısı hocasının ekserisi,hastane şebekeleri,vesaire.yakalana yakalana bitmiyor.dikkat edin bunlara .bunların yüzde 99 u devletçidir ve tüm bunlar 80 yıllık,türkiye cumhuriyetinin ürünleridir.ondan önceki dönem insanıyla şimdiki dönem insanını kıyaslamaya yardımcı olacak basit birkaç örnek var elbet,örneğin 1800lü yılların başında gelen fransız bir tüccarın başına gelenlerle,bugün dünya turuna çıkan italyan pipabacca&#8217;nın başına gelenler,örneğin toprağını işgale gelen hristiyan askere sigara atıp,sırtında taşıyıp yarasını iyileştiren osmanlı askeri(buraya dikkat!büyüklük sözle olmaz),buna karşın bugün zulme uğrayıp buna başkaldıran veya kaldırmayan kendi dininden ve yurdundan olan bir insanı diri diri yakan,kulağını kesen,helikopteden atan,silahsız insanlara dışkı yediren,küçük çocukları hedef alan &lt;<b>&gt; türk askeri,siz bunlara rağmen gerçeği görmüyorsanız,ya casussunuz ya hainsiniz ya vicdansızsınız yada çook çook aptalsınız.  şimdilik bu kadar</b></i></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Mal Varlığı yazısına Sinirli Vatandaş (Ahmet Gül) tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/08/11/ataturkun-mal-varligi/#comment-501</link>
		<dc:creator>Sinirli Vatandaş (Ahmet Gül)</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 00:55:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=797#comment-501</guid>
		<description>Sanırım bahsettiğiniz kitap Yanlış Cumhuriyet ve eğer bu bilgileri aktarıp da, benim açıkladığım bilgileri, yazar Sevan Nişanyan sakladıysa bu düpedüz sahtekarlıktır. Siz de kabul edersiniz ki, gerçeğin yalnızca işe gelen kısmını söylemek de yalancılıktır. Nişanyan’ın kitabını henüz okumadım; ancak kitabı hızlıca inceleyip, içeriğini oluşturan tezlerin bir kısmını görür görmez, geçmiş bilgilerimle tamamen safsata olduklarını anladım. Misal, Sevr’in bir tepki eseri olduğu iddiası gibi. Şimdilik üzerinde durmuyorum; ama zamanla kitaptaki tezleri tek tek çürüteceğim. Sanırım farkında olmadan, açılışı Atatürk’ün mal varlığı ile yapmışız. Hem de bir sahtekarlığı ortaya çıkararak... Allah tamamına erdirsin diyelim.

Şimdi, Atatürk’ün mal varlığı konusunda bilgiler sunan bir başka kaynağı daha gündeme getirerek arta kalan son tatminsizlikleri de gideriyor ve konuyu noktalıyorum. Satırların sahibi, Atatürk’ün en yakınında bulunanlardan Hasan Rıza Soyak:

Atatürk’ün para ve mala karşı büyük bir meyli yoktu; şahsi gelir ve masrafları ile de hiç alakadar olmazdı. Bu hususta katlandığı tek külfet, maaş senedini imzalamaktan ibaretti. Hemen ilave edeyim ki, dairenin resmi masrafları üzerinde –tam aksine- çok titiz davranırdı.

Devletten aldığı maaş ve tahsisattan başka geliri yoktu. Ha bir de emekli aylığı vardı; o zamanki kanunlara göre tekaüt olan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya bağlanan ilk emekli aylığı kırk küsür lira idi. Sonradan ordu komutanlığı ve vekillik yapanlara göre çıkarılan bir kanuna göre 150 lira olmuştu. Bu parayı sarf etmiyor, “Bakalım seneler sonra ne miktara baliğ olacak” diye verdiği emir üzerine İş Bankası’nda açılan ayrı bir hesapta biriktiriyorduk. Fani hayattan çekildiği gün bu hesapta toplanan miktar, ancak 19.566 lira 80 kuruşu bulmuştu.

İlk zamanlarda ev ve diğer şahsi masrafları işini, Özel Kalem Müdürü rahmetli Hayati Bey, evli bulunduğu yıllarda da muhterem refikası idare ediyordu. Ondan sonra, lütfettiği Umumi Vekillik sıfatıyla bu hesaplarla ben meşgul olmaya başladım ve bu fani hayattan çekildiği güne dek böyle sürüp gitti. Üzerinde para taşımazdı; gezdiği yerlerdeki masraflarını benden avans olarak alıp yanlarında bulundurdukları paradan yaverleri öderdi.

Her ay gelir ve giderleri, tafsilatıyla gösterir cetveli tanzim ve belgeleriyle birlikte kendilerine arz ederdim. Bunları daima eliyle iter, incelemek şöyle dursun, bir göz atmayı bile fazla bulurdu. Tabii ben böyle kontrolsüz bir durumda ve bu kadar ağır bir sorumluluk altında kalmaktan çok üzüntü duyuyordum. Hele bazen, bilhassa İstanbul’da bulunduğumuz aylarda elimize geçen maaş ve tahsisatı, masrafları karşılamaz olurdu, borçlanırdık ve sıkıntıya düşerdik. Böyle durumları kendilerine izah etmeye çalıştığım zaman sözümü keser, gülümseyerek: “Peki, peki, Ankara’da kendimizi biraz sıkar, açığı kapatmaya çalışırız” der geçerdi. Filhakika Ankara’da masraf daha az olduğundan birkaç ay içinde vaziyet düzelirdi. Hastalığının devam ettiği uzun aylar zarfında fazla masraf olmadığından İş Bankası’ndaki 4 numaralı hesabına yatırılan hususi tasarrufu da 53.463 lira 18 kuruş olmuştu.

Kontrolsüzlükten doğan huzursuzluğum gittikçe artıyordu; nihayet, aylık hesapları denetlemek üzere, Başyaver, Özel Kalem Müdürü ve Daire Müdürü’nden mürekkep bir komisyon kurmayı düşündüm ve kurdum, bu suretle sıkıntım hayli hafiflemişti.

Şimdi bu mevzu ile ilgili olup vakit vakit bazı çevrelerde birçok dedikodulara sebep olan Hindistan’dan gönderilmiş bir miktar paranın nasıl ve nerelere sarf edildiğinden ve neticelerinden bahsedeceğim.

Başka bir yazımda da bu konuya temas etmiştim: Açtığı çetin mücadeleye yardım maksadıyla Hindistan’dan şahsına yekunu takriben 500-600 bin lira kadar tutan bir para gönderilmişti. O, bu paranın 500 bin lirasını Büyük Taarruz’dan önce maliyenin karşılayamadığı bazı hususi masraflar için Batı Cephesi Komutanlığı emrine vermişti. Yunanlıların kaçarken yakıp yıktıkları savaş alanında aç ve açıkta kalan zavallılara yapılan yardım da, Paşa’nın ordu ile beraber İzmir yolunda iken verdiği emirle yine bu paradan yapılmıştı.

Zaferden sonra, 500 bin liranın 380 küsür bin lirası, İcra Vekilleri Heyeti kararıyla kendisine iade olunmuştu.

(224 numaralı dipnot, Hesaplar elimde olmadığı için verdiğim rakamlar takribidir. Zaten mühim olan, herkesçe takdir edilebileceği gibi rakamlar değil hadisedir.)

Atatürk, bu paranın memleket hesabına en hayırlı, en faydalı şekilde nasıl ve nerede kullanılabileceğini düşünüyordu; bu arada kendisine bir milli bankanın kurulması zaruretinden bahsedilmiştir; zaten o da yabancı mali müesseselerin, bu arada bilhassa Osmanlı Bankası’nın, hazine ile yakından alakası olmasına rağmen, Cumhuriyet hükümetine karşı takındığı mütehakkim tavırdan teessür duymakta, böyle bir milli müesseseye olan ihtiyacı çok derinden hissetmekteydi.

Binaenaleyh derhal kararını verdi; elindeki paranın 250 bin lirasını temel sermaye olarak bu işe tahsis etti ve ayrıca toplanan sermayenin katılması ile şimdiki büyük ve itibarlı mali müessesemiz Türkiye İş Bankası vücut buldu.

(...)

Atatürk, yardım parasının elinde kalan kısmı ile de ziraat sahasında çalışmayı muvafık görmüştü. Kendisi, çocukluğundan beri kır ve çiftlik hayatından çok hoşlanırdı. Aynı zamanda, bu saha, nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşayıp, çalıştığı ve memleket ekonomisinin umumiyet itibarıyla dayandığı saha idi.

Birbiri ardından, Ankara civarında Orman Çiftliği’ni teşkil eden vasi araziyi, Silifke yakınında Tekir ve Şövalye, Tarsus’ta Piloğlu çiftliklerini, Dörtyol’da Karabasamak Çiftliği ile büyük bir portakal bahçesini ve Yalova’da Baltacı ve Millet çiftliklerini, parça parça sahiplerinden veya metruk mallar idaresinden satın alarak işe koyuldu.

Arada şunu da belirtmeliyim ki, o zaman arazi çok ucuz, paramız da o nispette kıymetli idi. Bütün bu arazi için ödenen para miktarı 100-120 bin lirayı geçmiyordu.

Gaye; iklim ve mahsul itibarıyla birbirinden farklı bulunan bu bölgelerde serbest çalışan numune çiftlikleri vücuda getirmek ve bir yandan çeşitli tecrübeler yaparken, bir yandan da CİVAR KÖYLERE ÖRNEK ve REHBER OLMAKTI.

Bu müesseselerde, yeni Türkiye’nin bir numaralı çiftçisinin direktifleri ve daimi nezareti altında rahmetli arkadaşım Tahsin Coşkan olmak üzere, ekserisi genç, enerjik, feragat ve ideal sahibi ziraatçilerimiz tarafından cidden takdir ve iftihara layık, büyük gayretler sarf olunarak, memleket için çok faydalı başarılar elde edilmişti.

Bilhassa, Ankara’nın başlıca giriş kapısında bulunan Orman Çiftliği’nde yeni usül ve geniş makineli ziraatle beraber, ziraat sanatının hemen hemen her çeşidi için mükemmel çalışma yerleri; pastörize süt, tereyağı, yoğurt ve peynir imalathaneleri, pulluk ve bira fabrikaları, sebze ve meyve bahçeleri, bağlar, halkın istifadesine açılan büyük parklar, Marmara ve Karadeniz havuzları gibi, hem sulamaya, hem de su sporları yapmaya elverişli geniş havuzlar tesis edilmişti.

Ankara Belediyesi’nin teşviki ile şehirde birkaç satış mağazası da açılmıştı. Bu mağazalar, çiftlikte çıkan karışıksız mahsul ve mamulleri çok ucuz fiyatlarla satıyor, bu suretle kendi piyasasında esaslı bir nazım rolü ifa ediyordu. Yalova’daki Millet ve Baltacı çiftlikleri kurulduktan sonra, İstanbul’da da iki satış mağazası açılmıştı.

Ankara ve civarı, o zamanlar ağaç ve yeşillik hasreti çekiyordu. Atatürk, Orman İdaresi’ni de harekete getirmişti; bu idareye ayırdığı geniş arazi üzerinde –ki, çiftlikten, şehre doğru uzanıyordu- büyük bir orman tesisine başlanmıştı.

Ayrıca tasarrufu altındaki büyük arazinin mühim bir kısmının, içindeki bina tesisleri ile beraber, göçmen iskanına tahsis ederek yine yakın alaka ve nezareti altında, Ankara civarındaki Etimesgut numune köyünün kurulmasını sağlamıştı.

Bilindiği gibi Atatürk’ün daha 1927 senesinde yaptığı bir açıklama ile partisine ait olduğunu bildirdiği ÇİFTLİKLERİN TEMİN ETTİKLERİ KAZANÇLAR, KENDİ İNKİŞAFLARINA SARF EDİLİYOR, HATTA BUNLARA YENİ SERMAYELER ve TOPRAKLAR (ANKARA’DAKİ GÜVERCİN ÇİFTLİĞİ GİBİ) İLAVE EDİLİYORDU. Eski Mısır Hidvi Abbas Hilmi Paşa’nın, Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetine girmesi münasebetiyle CHP’ye teberru ettiği 900000 lira civarındaki para ile İş Bankası’ndaki hisse senetlerinden alınan temettü ve mevduat faizleri bu ilaveleri karşılamakta idi ve BU GİBİ GELİRLERLE O YOLDA YAPILAN HARCAMALAR yine İş Bankası’nda açılmış olan 2 numaralı bir hesap içinde muamele görmekteydi. Burada tasrih etmeliyim ki, ATATÜRK BU HESAPTAN ŞAHIS İÇİN HİÇBİR MASRAF YAPMAMIŞTIR.

Fani hayattan çekildikten sonra, mevcut vasiyetnamesindeki şartlarla partisine devredilen nükut ve hisse senetleri (10 Kasım 1938’deki durumuna göre)

NÜKUT (Lira, Kuruş)

Emekli Hesabı: 19.566,80
4 Numaralı Şahsi Hesap: 53.453,18
2 Numaralı Hesap: 1.446.872,03

İş Bankası Hisse Senedi: 119.125
Müessis Hisse Senedi: 569
M.Kömürü TAŞ Hisse Senedi (Nama Muharrer): 12.750
M.Kömürü TAŞ Hisse Senedi (Hamiline Mhr.): 12.250
M.Kömürü TAŞ Hisse Senedi (Müessis Senet): 125

(...)

1937 senesinin Mayıs ayı içindeydiİ memleket dışında bir vazife seyehatine çıkacak ve ilkin Paris’e uğradıktan sonra Almanya’ya geçecektim.

‘Çocuk! Çabuk git, gel de artık şu çiftliklerin hazineye devir işini halledelim. Biliyorsun, ben 1927 senesinde Büyük Nutkumu verdiğim celselerden birinde Büyük Millet Meclisi’ne, bunların partiye ait olduğunu söylemiştim. Bu itibarla devir esnasında, hükümetten parti için bir miktar para alırsak iyi olacaktır. Bakalım, İsmet Bey’in avdetinde meseleyi onunla da görüşeceğim, en münasip şekli o zaman kararlaştırırız’ demişti.

(...)

İstanbul’a vardığım gün, Atatürk de buraya gelmişti ve birkaç saat sonra Karadeniz yolu ile doğuya doğru bir seyehate çıkmak üzere idi. Kendisi ile karşılaşınca, İnönü ile görüştükten sonra çiftlikleri, bütün tesis ve varlıklarıyla, hazineye hibe etmeye karar verdiğini söyledi ve bana şu talimatı verdi:

‘Sen bu akşam Ankara’ya git; mevcudu tespit edip bir listesini yap. Ayrıca Başvekilliğe tarafımdan bir mektup hazırla! (Burada mektubun esaslarını dikte etti.) Mektup müsveddesini İsmet Paşa’ya gösterip, mütalaa ve mutabakatını al. Sonra bana telgrafla bildir. Bunları vakit geçirmeden yapmalısın; çünkü meclis kapanmak üzeredir. Ben istiyorum ki, tatilden evvel keyfiyet meclise de arz edilmiş olsun, bunu temin etmelisin!’

Ankara’da emirleri dairesinde bir mektup ve liste hazırladım. Müsveddeyi Başbakan’a okudum; muvafık buldu. Yalnız bir yerinde ‘ticari çalışma’ gibi bir tabir vardı; bunu ‘geniş çalışma’ diye tashih etti.

Mektubu ve listeyi telgrafla Trabzon’da bulunan Atatürk’e arz ettim. Verdiği cevapta muvafık olduğunu, hemen Başvekil’e tevdi etmekliğimi, avdetinde imza etmek üzere şimdilik telgrafının imza yerine, mektuba eklenmesini emrediyordu.

Mektubun sureti ile çok uzun olan listenin bir özetini aşağıya dercediyorum:

‘Başvekalet’e,

Malum olduğu üzere ziraat ve zirai iktisat sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadıyla, muhtelif zamanlarda, memleketin muhtelif mıntıkalarında müteaddit çiftlikler tesis etmiştim. 13 sene devam eden çetin çalışmaları esnasında, faaliyetlerini bulundukları iklimin yetiştirdiği her çeşit mahsulattan başka her nevi ziraat sanatlarına da teşmil eden bu müesseseler, İLK SENELERDE BAŞLAYAN BÜTÜN KAZANÇLARINI, İNKİŞAFLARINA SARF EDEREK büyük, küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmişler, bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalı şekilde kullanarak bunların hepsini tamir ve mühim bir kısımını yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmişlerdir. Yerli ve yabancı birçok hayvan ırkları üzerinde çift ve mahsul bakımından yaptıkları tetkikler neticesinde BUNLARIN MUHİTE EN ELVERİŞLİ ve VERİMLİ OLANLARINI TESPİT ETMİŞLER, KOOPERATİF TEŞKİLİ SURETİYLE veya AYNI MAHİYETTE BAŞKA SURETLERLE CİVAR KÖYLERLE BERABER FAYDALI ŞEKİLDE ÇALIŞMIŞLAR, bir taraftan da iç ve dış piyasalarla daimi ve sıkı temaslarda bulunmak suretiyle faaliyetlerini ve istihsallerini bunların isteklerine uydurmuşlar ve bugün her bakımdan verimli, olgun ve çok kıymetli birer varlık haline gelmişlerdir. Çiftliklerin yerine göre arazi ve ıslah tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek, halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hilesiz ve nefis gıda maddeleri temin eyleme, bazı yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelelerde bulunmak gibi hizmetleri de zikre şayandır. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teşkil eden geniş çalışma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri ve memleketin diğer mıntıkalarında da mümasilleri tesis edildiği takdirde tecrübelerini müspet iş sahasından alan bu müesseselerin ziraat usullerini düzeltme, istihsali arttırma ve KÖYLERİ KALKINDIRMA yolunda devletçe alınan ve alınacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve inkişafına çok müsait birer amil ve mesnet olacaklarına kani bulunuyorum ve bu kanaatle TASARRUFUM ALTINDAKİ BU ÇİFTLİKLERİ BÜTÜN TESİSAT, HAYVANAT ve DEMİRBAŞLARI ile BERABER HAZİNEYE HEDİYE EDİYORUM. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaşlarını mükemmel olarak gösteren bir liste ilişiktir. Muktazi kanuni muamelenin yapılmasını dilerim.’

(...)

O gün, müzakereleri takip etmek üzere, Büyük Millet Meclisi binasına girerken, Başvekil İsmet Paşa’nın beni odasında beklediğini söylediler; derhal yanına çıktım:

‘Gel Soyak! Ben mektubu bugün meclise arz etmekten vazgeçtim; bunu Kasım içtimaına bırakmayı daha muvafık buluyorum’ diye söze başladı. Şaşırmıştım, büyük bir heyecanla sordum:

‘Niçin Paşam?’

‘Önce bir hususi kanun ile Cumhurreisi’nin maaş ve tahsisatından kesilen ağır vergiyi hafifletmek lazım’ dedi; ‘Aksi halde, çiftlikleri devrettikten sonra, geçinme hususunda güçlük çeker diye düşünüyorum. Halbuki meclis, bugün, yarın tatil devresine girecektir; böyle bir kanunu yetiştirmek imkansızdır. İnşallah Kasım’da ilk iş olarak bunu yaparız. Ondan sonra da meclise arz ederiz.’

‘Aman Paşam; bu çok yakışıksız bir şey olur. Adeta taviz karşılığı hibe gibi bir şey. ATATÜRK BUNU KATİYEN KABUL ETMEZ, EMİNİM Kİ BUNUN TASAVVURUNDAN BİLE AŞIRI DERECEDE RENCİDE OLUR. HEM O, ÇİFTLİKLERDEN ŞİMDİYE KADAR ŞAHSEN HİÇ İSTİFADE ETMEMİŞ, BİR HABBE BİLE ALMAMIŞTIR Kİ. KÖŞKE GÖNDERİLEN ÇİFTLİKLER MAHSUL ve MAMULLERİNİN DE BEDELLERİNİ HERKES GİBİ FATURA MUKABİLİNDE ÖDEMİŞ ve ÖDEMEKTEDİR; BİNAENALEYH DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ BİR VAZİYET MEVCUT DEĞİLDİR. Diğer taraftan bana, mektubunun, meclisin bu içtima devresinde okunmasını kati olarak tembih etti. Bu hususta her an haber beklenmektedir. Müsaade buyrulursa bu iş yürüsün.’

‘Hayır, hayır! Sen korkma, bütün mesuliyeti üzerime alıyorum.’

Bunu söyledikten sonra yerinden kalktı, meclis toplantı salonuna girmek üzere kapıya doğru yürüdü; önüne atıldım:

‘Muhterem paşam!’ dedim. ‘Affınıza sığınarak rica ederim, beni bir an daha dinleyiniz, mesele çok mühim ve ciddidir; o derecede ki, BÖYLE BİR SEBEPLE VAKİ OLACAK GECİKTİRMENİN NETİCESİ, ARANIZDAKİ RESMİ ve HATTA HUSUSİ MÜNASEBETLERİN BOZULUP KESİLMESİNE KADAR VARABİLİR; bunu açıkça arz etmek mecburiyetindeyim. Lütfen bana inanınız!’

Biraz düşündü:

‘Peki öyleyse’ dedi ve odasından çıkarak meclise girdi.”

(HASAN RIZA SOYAK, ATATÜRK’TEN HATIRALAR, s.647-659

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği, Başbakan İnönü ve 13 milletvekilinin konuşmalarının ardından büyük bir coşku içinde alkışlarla kabul edildi. TBMM Başkanı Mustafa Abdülhalik Renda’nın meclis kararı üzerine Atatürk’e gönderdiği telgrafa, Atatürk’ün yanıtı kısaydı:

‘YAPILAN BİR VAZİFEDİR”

Sanırım gönderdiğim iki iletnin ardından artık her şey çok açık!

“Atatürk’ün mal varlığı ne kadardır?” “Bu malvarlığının kaynağı nedir?” “Bu malvarlığı hangi sebeple oluşturulmuştur ve neye hizmet etmiştir?” “Mustafa Kemal Atatürk paraya pula tamah eden bir adam mıdır, yoksa tam tersi mi?”, &quot;Mustafa Kemal Atatürk mal varlığının kaymağını mı yemiştir, yoksa bu kaymağı Türk milleti mi yemiştir?&quot; ve “Atatürk’ün malvarlığının akıbeti ne olmuştur?”...

Bunların hepsi cevaplanmış, Atatürk’ün mal varlığından birilerine ekmek çıkmayacağı da görülmüştür.

Bu arada, Atatürk&#039;ün mirasını ti&#039;ye almaya çalışan Ekrem Senai isimli vatandaşa da, bu yeni yorumumuzla &quot;Atatürk&#039;ün hastalığı ortaya bile çıkmadan bu malvarlığının devir işlerini meclisten geçirdiğini&quot; göstererek cevap vermiş olduk.

Kendisine 1854&#039;te 5 milyon altınlık ilk dış borçlanma bedelinin, aynı yıllarda Topkapı Sarayı&#039;nı fazla alaturka bulan Abdülmecit tarafından yaptırılan bahsettiğiniz Dolmabahçe Sarayı&#039;nın inşa bedeline eşit olduğunu hatırlatırım. Osmanlı&#039;nın aşırı borçlanmadan dolayı moratoryum ilan etmek zorunda kaldığı dönemin padişahı &quot;Abdülaziz&#039;in Dolmabahçesi&quot; de yine tesadüfen behsettiğiniz Beylerbeyi Sarayı olmuştur. Osmanlı&#039;nın son dönemindeki bu vurdumduymazlıktır ki, milletimizi Senai&#039;nin Ulu Hakanı(!)nın eliyle Reji İdarelerine, Düyun-u Umumiyelere mahkum etmiştir. O hiç insan idam etmeyen Abdülhamit&#039;in memlekete musallat ettiği Reji İdaresinin Anadolu&#039;daki güvenlik gücü olan Reji kolcularıyla köylüler arasında çıkan çatışmalarda 20 bin kişi ölmüştür!

Kemalistlere &quot;Dogmatiksiniz&quot; diyenlerin her yanından önyargı ve cehalet akıyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım bahsettiğiniz kitap Yanlış Cumhuriyet ve eğer bu bilgileri aktarıp da, benim açıkladığım bilgileri, yazar Sevan Nişanyan sakladıysa bu düpedüz sahtekarlıktır. Siz de kabul edersiniz ki, gerçeğin yalnızca işe gelen kısmını söylemek de yalancılıktır. Nişanyan’ın kitabını henüz okumadım; ancak kitabı hızlıca inceleyip, içeriğini oluşturan tezlerin bir kısmını görür görmez, geçmiş bilgilerimle tamamen safsata olduklarını anladım. Misal, Sevr’in bir tepki eseri olduğu iddiası gibi. Şimdilik üzerinde durmuyorum; ama zamanla kitaptaki tezleri tek tek çürüteceğim. Sanırım farkında olmadan, açılışı Atatürk’ün mal varlığı ile yapmışız. Hem de bir sahtekarlığı ortaya çıkararak&#8230; Allah tamamına erdirsin diyelim.</p>
<p>Şimdi, Atatürk’ün mal varlığı konusunda bilgiler sunan bir başka kaynağı daha gündeme getirerek arta kalan son tatminsizlikleri de gideriyor ve konuyu noktalıyorum. Satırların sahibi, Atatürk’ün en yakınında bulunanlardan Hasan Rıza Soyak:</p>
<p>Atatürk’ün para ve mala karşı büyük bir meyli yoktu; şahsi gelir ve masrafları ile de hiç alakadar olmazdı. Bu hususta katlandığı tek külfet, maaş senedini imzalamaktan ibaretti. Hemen ilave edeyim ki, dairenin resmi masrafları üzerinde –tam aksine- çok titiz davranırdı.</p>
<p>Devletten aldığı maaş ve tahsisattan başka geliri yoktu. Ha bir de emekli aylığı vardı; o zamanki kanunlara göre tekaüt olan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya bağlanan ilk emekli aylığı kırk küsür lira idi. Sonradan ordu komutanlığı ve vekillik yapanlara göre çıkarılan bir kanuna göre 150 lira olmuştu. Bu parayı sarf etmiyor, “Bakalım seneler sonra ne miktara baliğ olacak” diye verdiği emir üzerine İş Bankası’nda açılan ayrı bir hesapta biriktiriyorduk. Fani hayattan çekildiği gün bu hesapta toplanan miktar, ancak 19.566 lira 80 kuruşu bulmuştu.</p>
<p>İlk zamanlarda ev ve diğer şahsi masrafları işini, Özel Kalem Müdürü rahmetli Hayati Bey, evli bulunduğu yıllarda da muhterem refikası idare ediyordu. Ondan sonra, lütfettiği Umumi Vekillik sıfatıyla bu hesaplarla ben meşgul olmaya başladım ve bu fani hayattan çekildiği güne dek böyle sürüp gitti. Üzerinde para taşımazdı; gezdiği yerlerdeki masraflarını benden avans olarak alıp yanlarında bulundurdukları paradan yaverleri öderdi.</p>
<p>Her ay gelir ve giderleri, tafsilatıyla gösterir cetveli tanzim ve belgeleriyle birlikte kendilerine arz ederdim. Bunları daima eliyle iter, incelemek şöyle dursun, bir göz atmayı bile fazla bulurdu. Tabii ben böyle kontrolsüz bir durumda ve bu kadar ağır bir sorumluluk altında kalmaktan çok üzüntü duyuyordum. Hele bazen, bilhassa İstanbul’da bulunduğumuz aylarda elimize geçen maaş ve tahsisatı, masrafları karşılamaz olurdu, borçlanırdık ve sıkıntıya düşerdik. Böyle durumları kendilerine izah etmeye çalıştığım zaman sözümü keser, gülümseyerek: “Peki, peki, Ankara’da kendimizi biraz sıkar, açığı kapatmaya çalışırız” der geçerdi. Filhakika Ankara’da masraf daha az olduğundan birkaç ay içinde vaziyet düzelirdi. Hastalığının devam ettiği uzun aylar zarfında fazla masraf olmadığından İş Bankası’ndaki 4 numaralı hesabına yatırılan hususi tasarrufu da 53.463 lira 18 kuruş olmuştu.</p>
<p>Kontrolsüzlükten doğan huzursuzluğum gittikçe artıyordu; nihayet, aylık hesapları denetlemek üzere, Başyaver, Özel Kalem Müdürü ve Daire Müdürü’nden mürekkep bir komisyon kurmayı düşündüm ve kurdum, bu suretle sıkıntım hayli hafiflemişti.</p>
<p>Şimdi bu mevzu ile ilgili olup vakit vakit bazı çevrelerde birçok dedikodulara sebep olan Hindistan’dan gönderilmiş bir miktar paranın nasıl ve nerelere sarf edildiğinden ve neticelerinden bahsedeceğim.</p>
<p>Başka bir yazımda da bu konuya temas etmiştim: Açtığı çetin mücadeleye yardım maksadıyla Hindistan’dan şahsına yekunu takriben 500-600 bin lira kadar tutan bir para gönderilmişti. O, bu paranın 500 bin lirasını Büyük Taarruz’dan önce maliyenin karşılayamadığı bazı hususi masraflar için Batı Cephesi Komutanlığı emrine vermişti. Yunanlıların kaçarken yakıp yıktıkları savaş alanında aç ve açıkta kalan zavallılara yapılan yardım da, Paşa’nın ordu ile beraber İzmir yolunda iken verdiği emirle yine bu paradan yapılmıştı.</p>
<p>Zaferden sonra, 500 bin liranın 380 küsür bin lirası, İcra Vekilleri Heyeti kararıyla kendisine iade olunmuştu.</p>
<p>(224 numaralı dipnot, Hesaplar elimde olmadığı için verdiğim rakamlar takribidir. Zaten mühim olan, herkesçe takdir edilebileceği gibi rakamlar değil hadisedir.)</p>
<p>Atatürk, bu paranın memleket hesabına en hayırlı, en faydalı şekilde nasıl ve nerede kullanılabileceğini düşünüyordu; bu arada kendisine bir milli bankanın kurulması zaruretinden bahsedilmiştir; zaten o da yabancı mali müesseselerin, bu arada bilhassa Osmanlı Bankası’nın, hazine ile yakından alakası olmasına rağmen, Cumhuriyet hükümetine karşı takındığı mütehakkim tavırdan teessür duymakta, böyle bir milli müesseseye olan ihtiyacı çok derinden hissetmekteydi.</p>
<p>Binaenaleyh derhal kararını verdi; elindeki paranın 250 bin lirasını temel sermaye olarak bu işe tahsis etti ve ayrıca toplanan sermayenin katılması ile şimdiki büyük ve itibarlı mali müessesemiz Türkiye İş Bankası vücut buldu.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Atatürk, yardım parasının elinde kalan kısmı ile de ziraat sahasında çalışmayı muvafık görmüştü. Kendisi, çocukluğundan beri kır ve çiftlik hayatından çok hoşlanırdı. Aynı zamanda, bu saha, nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşayıp, çalıştığı ve memleket ekonomisinin umumiyet itibarıyla dayandığı saha idi.</p>
<p>Birbiri ardından, Ankara civarında Orman Çiftliği’ni teşkil eden vasi araziyi, Silifke yakınında Tekir ve Şövalye, Tarsus’ta Piloğlu çiftliklerini, Dörtyol’da Karabasamak Çiftliği ile büyük bir portakal bahçesini ve Yalova’da Baltacı ve Millet çiftliklerini, parça parça sahiplerinden veya metruk mallar idaresinden satın alarak işe koyuldu.</p>
<p>Arada şunu da belirtmeliyim ki, o zaman arazi çok ucuz, paramız da o nispette kıymetli idi. Bütün bu arazi için ödenen para miktarı 100-120 bin lirayı geçmiyordu.</p>
<p>Gaye; iklim ve mahsul itibarıyla birbirinden farklı bulunan bu bölgelerde serbest çalışan numune çiftlikleri vücuda getirmek ve bir yandan çeşitli tecrübeler yaparken, bir yandan da CİVAR KÖYLERE ÖRNEK ve REHBER OLMAKTI.</p>
<p>Bu müesseselerde, yeni Türkiye’nin bir numaralı çiftçisinin direktifleri ve daimi nezareti altında rahmetli arkadaşım Tahsin Coşkan olmak üzere, ekserisi genç, enerjik, feragat ve ideal sahibi ziraatçilerimiz tarafından cidden takdir ve iftihara layık, büyük gayretler sarf olunarak, memleket için çok faydalı başarılar elde edilmişti.</p>
<p>Bilhassa, Ankara’nın başlıca giriş kapısında bulunan Orman Çiftliği’nde yeni usül ve geniş makineli ziraatle beraber, ziraat sanatının hemen hemen her çeşidi için mükemmel çalışma yerleri; pastörize süt, tereyağı, yoğurt ve peynir imalathaneleri, pulluk ve bira fabrikaları, sebze ve meyve bahçeleri, bağlar, halkın istifadesine açılan büyük parklar, Marmara ve Karadeniz havuzları gibi, hem sulamaya, hem de su sporları yapmaya elverişli geniş havuzlar tesis edilmişti.</p>
<p>Ankara Belediyesi’nin teşviki ile şehirde birkaç satış mağazası da açılmıştı. Bu mağazalar, çiftlikte çıkan karışıksız mahsul ve mamulleri çok ucuz fiyatlarla satıyor, bu suretle kendi piyasasında esaslı bir nazım rolü ifa ediyordu. Yalova’daki Millet ve Baltacı çiftlikleri kurulduktan sonra, İstanbul’da da iki satış mağazası açılmıştı.</p>
<p>Ankara ve civarı, o zamanlar ağaç ve yeşillik hasreti çekiyordu. Atatürk, Orman İdaresi’ni de harekete getirmişti; bu idareye ayırdığı geniş arazi üzerinde –ki, çiftlikten, şehre doğru uzanıyordu- büyük bir orman tesisine başlanmıştı.</p>
<p>Ayrıca tasarrufu altındaki büyük arazinin mühim bir kısmının, içindeki bina tesisleri ile beraber, göçmen iskanına tahsis ederek yine yakın alaka ve nezareti altında, Ankara civarındaki Etimesgut numune köyünün kurulmasını sağlamıştı.</p>
<p>Bilindiği gibi Atatürk’ün daha 1927 senesinde yaptığı bir açıklama ile partisine ait olduğunu bildirdiği ÇİFTLİKLERİN TEMİN ETTİKLERİ KAZANÇLAR, KENDİ İNKİŞAFLARINA SARF EDİLİYOR, HATTA BUNLARA YENİ SERMAYELER ve TOPRAKLAR (ANKARA’DAKİ GÜVERCİN ÇİFTLİĞİ GİBİ) İLAVE EDİLİYORDU. Eski Mısır Hidvi Abbas Hilmi Paşa’nın, Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetine girmesi münasebetiyle CHP’ye teberru ettiği 900000 lira civarındaki para ile İş Bankası’ndaki hisse senetlerinden alınan temettü ve mevduat faizleri bu ilaveleri karşılamakta idi ve BU GİBİ GELİRLERLE O YOLDA YAPILAN HARCAMALAR yine İş Bankası’nda açılmış olan 2 numaralı bir hesap içinde muamele görmekteydi. Burada tasrih etmeliyim ki, ATATÜRK BU HESAPTAN ŞAHIS İÇİN HİÇBİR MASRAF YAPMAMIŞTIR.</p>
<p>Fani hayattan çekildikten sonra, mevcut vasiyetnamesindeki şartlarla partisine devredilen nükut ve hisse senetleri (10 Kasım 1938’deki durumuna göre)</p>
<p>NÜKUT (Lira, Kuruş)</p>
<p>Emekli Hesabı: 19.566,80<br />
4 Numaralı Şahsi Hesap: 53.453,18<br />
2 Numaralı Hesap: 1.446.872,03</p>
<p>İş Bankası Hisse Senedi: 119.125<br />
Müessis Hisse Senedi: 569<br />
M.Kömürü TAŞ Hisse Senedi (Nama Muharrer): 12.750<br />
M.Kömürü TAŞ Hisse Senedi (Hamiline Mhr.): 12.250<br />
M.Kömürü TAŞ Hisse Senedi (Müessis Senet): 125</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>1937 senesinin Mayıs ayı içindeydiİ memleket dışında bir vazife seyehatine çıkacak ve ilkin Paris’e uğradıktan sonra Almanya’ya geçecektim.</p>
<p>‘Çocuk! Çabuk git, gel de artık şu çiftliklerin hazineye devir işini halledelim. Biliyorsun, ben 1927 senesinde Büyük Nutkumu verdiğim celselerden birinde Büyük Millet Meclisi’ne, bunların partiye ait olduğunu söylemiştim. Bu itibarla devir esnasında, hükümetten parti için bir miktar para alırsak iyi olacaktır. Bakalım, İsmet Bey’in avdetinde meseleyi onunla da görüşeceğim, en münasip şekli o zaman kararlaştırırız’ demişti.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>İstanbul’a vardığım gün, Atatürk de buraya gelmişti ve birkaç saat sonra Karadeniz yolu ile doğuya doğru bir seyehate çıkmak üzere idi. Kendisi ile karşılaşınca, İnönü ile görüştükten sonra çiftlikleri, bütün tesis ve varlıklarıyla, hazineye hibe etmeye karar verdiğini söyledi ve bana şu talimatı verdi:</p>
<p>‘Sen bu akşam Ankara’ya git; mevcudu tespit edip bir listesini yap. Ayrıca Başvekilliğe tarafımdan bir mektup hazırla! (Burada mektubun esaslarını dikte etti.) Mektup müsveddesini İsmet Paşa’ya gösterip, mütalaa ve mutabakatını al. Sonra bana telgrafla bildir. Bunları vakit geçirmeden yapmalısın; çünkü meclis kapanmak üzeredir. Ben istiyorum ki, tatilden evvel keyfiyet meclise de arz edilmiş olsun, bunu temin etmelisin!’</p>
<p>Ankara’da emirleri dairesinde bir mektup ve liste hazırladım. Müsveddeyi Başbakan’a okudum; muvafık buldu. Yalnız bir yerinde ‘ticari çalışma’ gibi bir tabir vardı; bunu ‘geniş çalışma’ diye tashih etti.</p>
<p>Mektubu ve listeyi telgrafla Trabzon’da bulunan Atatürk’e arz ettim. Verdiği cevapta muvafık olduğunu, hemen Başvekil’e tevdi etmekliğimi, avdetinde imza etmek üzere şimdilik telgrafının imza yerine, mektuba eklenmesini emrediyordu.</p>
<p>Mektubun sureti ile çok uzun olan listenin bir özetini aşağıya dercediyorum:</p>
<p>‘Başvekalet’e,</p>
<p>Malum olduğu üzere ziraat ve zirai iktisat sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadıyla, muhtelif zamanlarda, memleketin muhtelif mıntıkalarında müteaddit çiftlikler tesis etmiştim. 13 sene devam eden çetin çalışmaları esnasında, faaliyetlerini bulundukları iklimin yetiştirdiği her çeşit mahsulattan başka her nevi ziraat sanatlarına da teşmil eden bu müesseseler, İLK SENELERDE BAŞLAYAN BÜTÜN KAZANÇLARINI, İNKİŞAFLARINA SARF EDEREK büyük, küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmişler, bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalı şekilde kullanarak bunların hepsini tamir ve mühim bir kısımını yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmişlerdir. Yerli ve yabancı birçok hayvan ırkları üzerinde çift ve mahsul bakımından yaptıkları tetkikler neticesinde BUNLARIN MUHİTE EN ELVERİŞLİ ve VERİMLİ OLANLARINI TESPİT ETMİŞLER, KOOPERATİF TEŞKİLİ SURETİYLE veya AYNI MAHİYETTE BAŞKA SURETLERLE CİVAR KÖYLERLE BERABER FAYDALI ŞEKİLDE ÇALIŞMIŞLAR, bir taraftan da iç ve dış piyasalarla daimi ve sıkı temaslarda bulunmak suretiyle faaliyetlerini ve istihsallerini bunların isteklerine uydurmuşlar ve bugün her bakımdan verimli, olgun ve çok kıymetli birer varlık haline gelmişlerdir. Çiftliklerin yerine göre arazi ve ıslah tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek, halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hilesiz ve nefis gıda maddeleri temin eyleme, bazı yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelelerde bulunmak gibi hizmetleri de zikre şayandır. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teşkil eden geniş çalışma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri ve memleketin diğer mıntıkalarında da mümasilleri tesis edildiği takdirde tecrübelerini müspet iş sahasından alan bu müesseselerin ziraat usullerini düzeltme, istihsali arttırma ve KÖYLERİ KALKINDIRMA yolunda devletçe alınan ve alınacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve inkişafına çok müsait birer amil ve mesnet olacaklarına kani bulunuyorum ve bu kanaatle TASARRUFUM ALTINDAKİ BU ÇİFTLİKLERİ BÜTÜN TESİSAT, HAYVANAT ve DEMİRBAŞLARI ile BERABER HAZİNEYE HEDİYE EDİYORUM. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaşlarını mükemmel olarak gösteren bir liste ilişiktir. Muktazi kanuni muamelenin yapılmasını dilerim.’</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>O gün, müzakereleri takip etmek üzere, Büyük Millet Meclisi binasına girerken, Başvekil İsmet Paşa’nın beni odasında beklediğini söylediler; derhal yanına çıktım:</p>
<p>‘Gel Soyak! Ben mektubu bugün meclise arz etmekten vazgeçtim; bunu Kasım içtimaına bırakmayı daha muvafık buluyorum’ diye söze başladı. Şaşırmıştım, büyük bir heyecanla sordum:</p>
<p>‘Niçin Paşam?’</p>
<p>‘Önce bir hususi kanun ile Cumhurreisi’nin maaş ve tahsisatından kesilen ağır vergiyi hafifletmek lazım’ dedi; ‘Aksi halde, çiftlikleri devrettikten sonra, geçinme hususunda güçlük çeker diye düşünüyorum. Halbuki meclis, bugün, yarın tatil devresine girecektir; böyle bir kanunu yetiştirmek imkansızdır. İnşallah Kasım’da ilk iş olarak bunu yaparız. Ondan sonra da meclise arz ederiz.’</p>
<p>‘Aman Paşam; bu çok yakışıksız bir şey olur. Adeta taviz karşılığı hibe gibi bir şey. ATATÜRK BUNU KATİYEN KABUL ETMEZ, EMİNİM Kİ BUNUN TASAVVURUNDAN BİLE AŞIRI DERECEDE RENCİDE OLUR. HEM O, ÇİFTLİKLERDEN ŞİMDİYE KADAR ŞAHSEN HİÇ İSTİFADE ETMEMİŞ, BİR HABBE BİLE ALMAMIŞTIR Kİ. KÖŞKE GÖNDERİLEN ÇİFTLİKLER MAHSUL ve MAMULLERİNİN DE BEDELLERİNİ HERKES GİBİ FATURA MUKABİLİNDE ÖDEMİŞ ve ÖDEMEKTEDİR; BİNAENALEYH DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ BİR VAZİYET MEVCUT DEĞİLDİR. Diğer taraftan bana, mektubunun, meclisin bu içtima devresinde okunmasını kati olarak tembih etti. Bu hususta her an haber beklenmektedir. Müsaade buyrulursa bu iş yürüsün.’</p>
<p>‘Hayır, hayır! Sen korkma, bütün mesuliyeti üzerime alıyorum.’</p>
<p>Bunu söyledikten sonra yerinden kalktı, meclis toplantı salonuna girmek üzere kapıya doğru yürüdü; önüne atıldım:</p>
<p>‘Muhterem paşam!’ dedim. ‘Affınıza sığınarak rica ederim, beni bir an daha dinleyiniz, mesele çok mühim ve ciddidir; o derecede ki, BÖYLE BİR SEBEPLE VAKİ OLACAK GECİKTİRMENİN NETİCESİ, ARANIZDAKİ RESMİ ve HATTA HUSUSİ MÜNASEBETLERİN BOZULUP KESİLMESİNE KADAR VARABİLİR; bunu açıkça arz etmek mecburiyetindeyim. Lütfen bana inanınız!’</p>
<p>Biraz düşündü:</p>
<p>‘Peki öyleyse’ dedi ve odasından çıkarak meclise girdi.”</p>
<p>(HASAN RIZA SOYAK, ATATÜRK’TEN HATIRALAR, s.647-659</p>
<p>Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği, Başbakan İnönü ve 13 milletvekilinin konuşmalarının ardından büyük bir coşku içinde alkışlarla kabul edildi. TBMM Başkanı Mustafa Abdülhalik Renda’nın meclis kararı üzerine Atatürk’e gönderdiği telgrafa, Atatürk’ün yanıtı kısaydı:</p>
<p>‘YAPILAN BİR VAZİFEDİR”</p>
<p>Sanırım gönderdiğim iki iletnin ardından artık her şey çok açık!</p>
<p>“Atatürk’ün mal varlığı ne kadardır?” “Bu malvarlığının kaynağı nedir?” “Bu malvarlığı hangi sebeple oluşturulmuştur ve neye hizmet etmiştir?” “Mustafa Kemal Atatürk paraya pula tamah eden bir adam mıdır, yoksa tam tersi mi?”, &#8220;Mustafa Kemal Atatürk mal varlığının kaymağını mı yemiştir, yoksa bu kaymağı Türk milleti mi yemiştir?&#8221; ve “Atatürk’ün malvarlığının akıbeti ne olmuştur?”&#8230;</p>
<p>Bunların hepsi cevaplanmış, Atatürk’ün mal varlığından birilerine ekmek çıkmayacağı da görülmüştür.</p>
<p>Bu arada, Atatürk&#8217;ün mirasını ti&#8217;ye almaya çalışan Ekrem Senai isimli vatandaşa da, bu yeni yorumumuzla &#8220;Atatürk&#8217;ün hastalığı ortaya bile çıkmadan bu malvarlığının devir işlerini meclisten geçirdiğini&#8221; göstererek cevap vermiş olduk.</p>
<p>Kendisine 1854&#8242;te 5 milyon altınlık ilk dış borçlanma bedelinin, aynı yıllarda Topkapı Sarayı&#8217;nı fazla alaturka bulan Abdülmecit tarafından yaptırılan bahsettiğiniz Dolmabahçe Sarayı&#8217;nın inşa bedeline eşit olduğunu hatırlatırım. Osmanlı&#8217;nın aşırı borçlanmadan dolayı moratoryum ilan etmek zorunda kaldığı dönemin padişahı &#8220;Abdülaziz&#8217;in Dolmabahçesi&#8221; de yine tesadüfen behsettiğiniz Beylerbeyi Sarayı olmuştur. Osmanlı&#8217;nın son dönemindeki bu vurdumduymazlıktır ki, milletimizi Senai&#8217;nin Ulu Hakanı(!)nın eliyle Reji İdarelerine, Düyun-u Umumiyelere mahkum etmiştir. O hiç insan idam etmeyen Abdülhamit&#8217;in memlekete musallat ettiği Reji İdaresinin Anadolu&#8217;daki güvenlik gücü olan Reji kolcularıyla köylüler arasında çıkan çatışmalarda 20 bin kişi ölmüştür!</p>
<p>Kemalistlere &#8220;Dogmatiksiniz&#8221; diyenlerin her yanından önyargı ve cehalet akıyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Açılım&#8217;ın Tarihi (I) : Kürt ve Kürdistan yazısına HanTUG tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/08/24/acilimin-tarihi-i-kurt-ve-kurdistan/#comment-500</link>
		<dc:creator>HanTUG</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 19:39:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=864#comment-500</guid>
		<description>Sayfaniza &quot;Irk Bitig&quot; kitabini ararken rastladim. Bu bölümde verdiginiz bilgilere bir kac eklenti yapmak istiyorum.
DNA genetik acidan bakarsaniz Kürt IRKI yoktur, genetik arastirmalarda Kürtler ya ermeni asilli, ya arap ya yahudi ya iranli ya suriyeli  yada Türk cikiyor! Kürt Irki diye kurulan kelimeler yanlistir Kürt bu sayilan irklarin birlesimine denir. Türkiyede baskici yönetim insanlari susturarak cahil birakarak &quot;sus, calis, vergi öde, aga nin dedigini yap&quot; tezinde yasiyor ve yasadi. Bu baski kayboldukca insanlar kendilerine gelecek uyanaca. Kürdü Türkle, hicbir bilimsel arastirma yapmadan, kardes yapan zihin zihin Türk zihni degildir, o zihin islami ön planda tutup din kardesligi icin ugrasmistir mesela Osmanli. &quot;Ne irktan olursa olsun, yeterki Müslüman olsun&quot; düsüncesi halki cahil birakmistir. Bugünlerde eger Türk askerleri öldürülüyorsa buna en cok bir Türkcü olarak sevinenler arasindayim, neden derseniz. Türkler arasinda dünyasi burun ucunda bas örtüsünde biten cok bunak var bu bunaklar &quot;kürtler bizim din kardesimiz su kemalistler atsizcilar düsmanimiz&quot; deyip Türk dilini Türk tarihini ve irkini unutuyorlar araplasiyorlar, bu bunaklar ogullarini kürtlerle savasta kaybettiklerinde anca uyaniyorlar. Izlenimlerimde bu uyanis yavas yavas Karadenizde olusuyor ve bu Kürtler üzerindeki baskiyi kaldirdirip Kürtlere Türklerden daha fazla deger verdigi icin uyanisi sagladigi icin AKP ye tesekkür ediyorum. Ne kadar az baski kalirsa Kürtler üzerinde onlar o kadar fazla azitacaklar ve onlar azittikca Türklerin kizlarina tecavüz edecekler mallarini calacaklar hirsizlik yapacaklar ogullarini öldürecekler ormanlarini yakacaklar sehirlerine bombalar koyacaklar, iste okadar da o dünyasi bas örtüsünde biten bunak Türkler uyanacaklar.
Bilinki Turk irki aynen bir Okyanus gibidir, derin durgun sessiz sabirlidir. Üzerinde kürt ermeni lazi cerkezi halay ceker lolo eder Baglamasini alir Kürt baglamasi der, Kangal köpeklerine Kürt kangali der, Orta Asyada kutlanan Türk bayramina Nevruza Kürt newruzu der sahip cikmaya calisir...

Aynisini o zamanlar Ermenilerde yapmislardi, Okyanus 2 gün kükredi ve artik Ermeniler birdaha hic bir zaman bunu yapamazlar.
Umarim bu kükreme yakinda yine olur</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayfaniza &#8220;Irk Bitig&#8221; kitabini ararken rastladim. Bu bölümde verdiginiz bilgilere bir kac eklenti yapmak istiyorum.<br />
DNA genetik acidan bakarsaniz Kürt IRKI yoktur, genetik arastirmalarda Kürtler ya ermeni asilli, ya arap ya yahudi ya iranli ya suriyeli  yada Türk cikiyor! Kürt Irki diye kurulan kelimeler yanlistir Kürt bu sayilan irklarin birlesimine denir. Türkiyede baskici yönetim insanlari susturarak cahil birakarak &#8220;sus, calis, vergi öde, aga nin dedigini yap&#8221; tezinde yasiyor ve yasadi. Bu baski kayboldukca insanlar kendilerine gelecek uyanaca. Kürdü Türkle, hicbir bilimsel arastirma yapmadan, kardes yapan zihin zihin Türk zihni degildir, o zihin islami ön planda tutup din kardesligi icin ugrasmistir mesela Osmanli. &#8220;Ne irktan olursa olsun, yeterki Müslüman olsun&#8221; düsüncesi halki cahil birakmistir. Bugünlerde eger Türk askerleri öldürülüyorsa buna en cok bir Türkcü olarak sevinenler arasindayim, neden derseniz. Türkler arasinda dünyasi burun ucunda bas örtüsünde biten cok bunak var bu bunaklar &#8220;kürtler bizim din kardesimiz su kemalistler atsizcilar düsmanimiz&#8221; deyip Türk dilini Türk tarihini ve irkini unutuyorlar araplasiyorlar, bu bunaklar ogullarini kürtlerle savasta kaybettiklerinde anca uyaniyorlar. Izlenimlerimde bu uyanis yavas yavas Karadenizde olusuyor ve bu Kürtler üzerindeki baskiyi kaldirdirip Kürtlere Türklerden daha fazla deger verdigi icin uyanisi sagladigi icin AKP ye tesekkür ediyorum. Ne kadar az baski kalirsa Kürtler üzerinde onlar o kadar fazla azitacaklar ve onlar azittikca Türklerin kizlarina tecavüz edecekler mallarini calacaklar hirsizlik yapacaklar ogullarini öldürecekler ormanlarini yakacaklar sehirlerine bombalar koyacaklar, iste okadar da o dünyasi bas örtüsünde biten bunak Türkler uyanacaklar.<br />
Bilinki Turk irki aynen bir Okyanus gibidir, derin durgun sessiz sabirlidir. Üzerinde kürt ermeni lazi cerkezi halay ceker lolo eder Baglamasini alir Kürt baglamasi der, Kangal köpeklerine Kürt kangali der, Orta Asyada kutlanan Türk bayramina Nevruza Kürt newruzu der sahip cikmaya calisir&#8230;</p>
<p>Aynisini o zamanlar Ermenilerde yapmislardi, Okyanus 2 gün kükredi ve artik Ermeniler birdaha hic bir zaman bunu yapamazlar.<br />
Umarim bu kükreme yakinda yine olur</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gelmiş geçmiş en iyi şarkılar II : Salif Keita &#8211; Folon yazısına hasanrua tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/04/24/gelmis-gecmis-en-iyi-sarkilar-ii-salif-keita-folon/#comment-499</link>
		<dc:creator>hasanrua</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:57:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=341#comment-499</guid>
		<description>İngilizce ve Türkçesini ekledim yazıya.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İngilizce ve Türkçesini ekledim yazıya.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gelmiş geçmiş en iyi şarkılar II : Salif Keita &#8211; Folon yazısına hasanrua tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/04/24/gelmis-gecmis-en-iyi-sarkilar-ii-salif-keita-folon/#comment-498</link>
		<dc:creator>hasanrua</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:30:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=341#comment-498</guid>
		<description>Yasemin Göksu gayet güzel seslendirmiş de; sözleri Folon&#039;un Türkçesi değil. Şarkı için Türkçe yeni sözler yazılmış.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yasemin Göksu gayet güzel seslendirmiş de; sözleri Folon&#8217;un Türkçesi değil. Şarkı için Türkçe yeni sözler yazılmış.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gelmiş geçmiş en iyi şarkılar II : Salif Keita &#8211; Folon yazısına koray tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/04/24/gelmis-gecmis-en-iyi-sarkilar-ii-salif-keita-folon/#comment-497</link>
		<dc:creator>koray</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 22:44:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=341#comment-497</guid>
		<description>fırat cok tesekkurler werdıgın bılgı ıcın ısımıze cok yaradı.. tekrar tesekkurler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>fırat cok tesekkurler werdıgın bılgı ıcın ısımıze cok yaradı.. tekrar tesekkurler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumhuriyet Gazetesi Kürtleri Nasıl Yamyam ilan etti? yazısına SADUN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/01/25/cumhuriyet-gazetesi-kurtleri-nasil-yamyam-ilan-etti/#comment-496</link>
		<dc:creator>SADUN</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 14:49:19 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=58#comment-496</guid>
		<description>bizim türk kardeşlerimizle hiç bir problemimiz yoktur ama bu düzenle vardır cumhuriyetin kuruluşuyla beraber kürtlere dunyada eşi benzeri olmayan zülüm ve vahşet uygulanmıştır,insanlar öldürülmüş geri kalan yerlerinden edilmiş ülkenin değişik yelerine dağıtılmış ve çoğu oralarda vefat etmişlerdir,ve halen ne olmuş yani diyenlerin sonu inşallah daha beter olur çünkü allah cc buyurmuştur ki başkası hakkında ne düşünürsen onu görürsün?????</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bizim türk kardeşlerimizle hiç bir problemimiz yoktur ama bu düzenle vardır cumhuriyetin kuruluşuyla beraber kürtlere dunyada eşi benzeri olmayan zülüm ve vahşet uygulanmıştır,insanlar öldürülmüş geri kalan yerlerinden edilmiş ülkenin değişik yelerine dağıtılmış ve çoğu oralarda vefat etmişlerdir,ve halen ne olmuş yani diyenlerin sonu inşallah daha beter olur çünkü allah cc buyurmuştur ki başkası hakkında ne düşünürsen onu görürsün?????</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cumhuriyet Gazetesi Kürtleri Nasıl Yamyam ilan etti? yazısına SADUN tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://hasanrua.wordpress.com/2009/01/25/cumhuriyet-gazetesi-kurtleri-nasil-yamyam-ilan-etti/#comment-495</link>
		<dc:creator>SADUN</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 14:41:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://hasanrua.wordpress.com/?p=58#comment-495</guid>
		<description>özgür faşistine sen ne diyorsun be,senin gibi soyu sopu belli olmayanlar piyasada yokken de biz buradaydık,ve şimdide buradayız,yarında burada olacağız,sen nerden gelmişsin yugoslavya mı bulgaristan mı yunanistan mı moğolistan mı söyle neresi??????</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>özgür faşistine sen ne diyorsun be,senin gibi soyu sopu belli olmayanlar piyasada yokken de biz buradaydık,ve şimdide buradayız,yarında burada olacağız,sen nerden gelmişsin yugoslavya mı bulgaristan mı yunanistan mı moğolistan mı söyle neresi??????</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
