Amacım kimseyi “bak eskiden böyleydin” diye fişlemek değil. Nitekim Ç. Altan’dan -ve aynı dönemde hoşgeldin Türk ordusu başlıklı bir yazı yazan Aziz Nesin’den- önce onları bu yazıyı yazmaya mecbur bırakan tahkikat ve baskı dönemini suçlamak gerekiyor.
27 Mayıs alçakça bir darbedir. Ancak Menderes ve DP dönemiyle ilgili her eleştiriyi darbe savunuculuğu olarak görüp bunun üzerinden “yafta” üretmek ondan daha alçakça bir iştir.
Gazetelerin boş sütunlarla çıktığı, aydınların içeri atıldığı, meclise sorulmadan yedi deniz ötede savaşa gidildiği, 6-7 Eylül olaylarının yaşandığı, Kıbrıs belasının başımıza sarıldığı bir dönemden söz ediyoruz.
Aradan 50 yıl geçtikten sonra; o dönemle ilgili yazılmış onlarca kitap, ortaya çıkmış onlarca belgeden sonra dönemi yorumlamak ve birilerini o gün takındığı yanlış tavır nedeniyle yaftalamak doğru değildir.
Bu “uyarıyı” yaptıktan sonra, Çetin Altan’ın darbeden bir gün sonra Milliyet’te yazdığı yazıyı aşağıya aynen alıyorum:
Bugün canım yazı yazmak istiyor
Yıllar ve yıllar boyu aklımızın erdiği, gücümüzün yettiği, dilimizin döndüğü kadar; tarihlerden örnekler verdik, hukuk prensipleri sıraladık, kinayeleri fıkralar anlattık. Kafasında en küçük bir izan fırdası bulunan bir insan bile bu ihanet yolunun geçit vermeyeceğini görür ve geri dönerdi. Hayır bunlar böyle yapmadılar. Anayasayı çiğnediler, hürriyetleri kestiler, hukuk dışı komisyonlar kurdular..
Artık yazı yazmıyor; yazı taklidi yapıyorduk.
Atatürk’ün gençliğe hitabesini, Nutuk’un tefrikası halinde yayınlamak dahi suç sayılır olmuştu. Atatürk’ten bahsedilsin istemiyorlardı. Onun kurduğu İnkılap Türkiye’sinin Cumhuriyetine bir beyefendiler saltanatı halinde çöreklenmek ve memleketi basınsız, Üniversitesiz ve hatta Meclissiz olarak idare etmek niyetine kapılmışlardı.
Silahlı kuvvetlerimizin Büyük Ata’nın yıllar arkasından akseden manevi direktifi ile yaptığı bu hareket, demokrasimizin en sağlam teminatı olarak tarihimize geçecek ve hürriyetlerden kendi sefil benlikleri için faydalanmak isteyen gafillere her zaman için unutulmaz bir ders olacaktır.
Milli Birlik Komitesi Başkanı ve TSK Başkumandanı Org. Cemal Gürsel’in yayımladığı demeçte bilhassa belirttiği gibi memleket yakın bir zamanda demokrasinin şartlarına uygun bir idareye kavuşacaktır. Kurucu Meclis, gereken esasları tesbit ettikten sonra hür ve endişesiz bir seçimle memleketi, memleketin sevdiği lekelenmemiş insanlara bırakacaktır.
Bugün bütün Türkler, parti çekişmelerinin çöplüğünden kurtulmuşlar ve yeni bir anlayışın dünyasına doğmuşlardır. Bütün küçük hesaplar, kinler ve nefretler tasfiye edilmiştir. İnsanca ve kardeşçe, sadece fikir tartışmalarından ibaret, herkesin eşit olduğu demokrasi rejimi, yakında bu güzel vatana layık olduğu mutluluğu getirecektir.
Kurucu Meclisin faaliyete geçmesini sevinçle bekliyoruz. Silahlı kuvvetlerimizin yaptığı hareket bir hısım veya bir zümre menfaatinin dışında; sadece hukuk, insanlık ve vatan aşkının bir neticesidir.
Bu hareketin meşruluğu ve büyüklüğü yıkılanların gayrimeşruluğu ve küçüklüğüyle makusen mütenasip olarak bir abide gibi ortaya çıkmaktadır.
Türkler alimleri dalkavuk, Üniversiteleri maktel, gazetecileri korkuluk ve bütün aydınları sürüngen haline getirerek, bir çete gibi davrananların rezaletlerini kabul etmeyi, bütün fünya önünde reddetmişlerdir.
Menfaat bağlarıyla bu cehalet ve rezalet yuvalarına uşaklık etmiş olanları kendi vicdanlariyle başbaşa bırakıyoruz. Herhalde ıslah olacaklardır. Islah olmamakta direnenler çıkarsa onlar da derslerini alacaklardır.
Bize bugünleri taddıran ve bir milletin haysiyetine konmıya çalışan tozları bir üfleyişle temizleyiveren Türk Silahlı Kuvvetleri sağolsunlar. Kardeş kanı dökülmeden yapılan bu hareketin aynı vakar içinde gerçek demokrasinin temelerini atmasını bekliyor, seviniyor övünüyor, övünüyor seviniyoruz.



fikiralemi
Temmuz 18, 2010
ibretlik bir yazıymış.
acaba bu tür arşiv yazılara nasıl ulaşabiliriz.
örneğin 1980 yılında ki gazete manşetlerine vs…
Erdeniz
Kasım 4, 2010
@fikiralemi,
aşağıdaki linkte bulunan kitabı tavsiye edebilirim.
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=567123
cezmi aygen
Aralık 9, 2010
Sayın Hasan Rua,
Çetin Altan’ın o muhteşem yazısını bana tekrar hatırlattığınız için teşekkürler.
Çetin Altan o zamanların EN VATANSEVER KALEMLERİNDEN BİRİYDİ, yaftası ancak bu olabilir. Vatansever olmasaydı, yolsuzluk ve talanların üzerine gitmez, iktidarın dümen suyuna girer, suçsuz yere hapislere girmezdi.
Fakat zannımca siz, ” 27 mayı alçakça bir darbedir ” ve ” bak o zamanlar böyleydin ” , ” fişlemek ” , ” yaftalamak ” gibi terimlerinizle başka birşeyler demek istiyorsunuz.
Lâf uzayacak. En kısası ben size bir soru yönelteyim: Farz edelim yine o 60 günlerindeyiz, (ki sahiden de yine oralardayız. Profesörler, paşalar, yazarlar yine içerde; adi suçlular dokunulmazlık kalkanında, polise taş molotof atanlara höparlörle ikaz, başbakanı proteste etmek isteyen talebelere kıyasıya dayak..) o aşağılık dediğiniz darbe de yapılmadı. Hayat aynen devam ediyor.
Sorum Şu: Durum nereye varırdı hiç tahmin edebiliyormusunuz. Darbe olmasaydı durum nerelere varırdı, yapılmasiyle nüfusumuzun büyük çoğunluğuna ne zararları oldu?
Beni tenvir edeniz lütfen.
siraç biçkioğlu
Mart 12, 2011
Sayın Aygen ben de size birtakım sorular sorabilir miyim?anladığım kadarıyla tenvire muhtaç değil,bilakis bizi engin görüşlerinizle nura gark edecek bir birikime sahip olduğınuzu sanıyorum.
soru 1 : türkiyede ve dünyada hangi askeri darbe halklara refah ve huzur sağlamıştır?
2 :genelde tüm ülkeyi,özelde diyarbakır cezaevini bir cehenneme çeviren 12 eylül darbesi sonrasında azan terör benim-sizin-yada sokaktaki ahmetin mehmetin işi midir yoksa devleti topaca çeviren bir avuç neo-ittihatçı vatansever taifesinin yediği haltlar mıdır?
3 :şartların olgunlaşmasını bekleyip kurtarıcı rolünü oynayan çakal sürüsünün hiç mi suçu yok bu olan bitende sorarım size?kahramanmaraş-çorum-fatsa-malatya-dersim olaylarını(katliamlarını)kim tezgahladı? 1mayıs 1977 taksim katliamını kim kurdu?
kısacası hırsızın hiç mi suçu yoktu Sayın Aygen ?
siraç biçkioğlu
Mart 12, 2011
bir darbeyi ve onu yapanları desteklemek benim nazarımda insanlığa karşı işlenebilecek en korkunç suçların başında gelir.İnsanları öldürerek ortadan kaldırabilirsiniz,sonuçta fiziki ölüm tek bir sefer gerçekleşir fakat insanlık onurunun öldürülmesi,onuru çiğnenen kitlelerin aynaya bakabilmek dahil geçmişi ve geleceğiyle birlikte her gün tekrar tekrar öldürülmesidir,bu dayanılması çok güç bir işkencedir.Darbeyi savunmak,darbecilerin ve onların köpeklerinin işlediği suça ortaklıktır.Bu ortağın kim olduğunun da zerre kadar önemi yoktur,önemli olan duruştur.