Bugün canım yazı yazmak istiyor / Çetin Altan, 28 Mayıs 1960, Milliyet

Posted on Mayıs 27, 2010

5


Amacım kimseyi “bak eskiden böyleydin” diye fişlemek değil. Nitekim Ç.  Altan’dan -ve aynı dönemde hoşgeldin Türk ordusu başlıklı bir yazı yazan Aziz Nesin’den- önce onları bu yazıyı yazmaya mecbur bırakan tahkikat ve baskı dönemini suçlamak gerekiyor.

27 Mayıs alçakça bir darbedir. Ancak Menderes ve DP dönemiyle ilgili her eleştiriyi darbe savunuculuğu olarak görüp bunun üzerinden “yafta” üretmek ondan daha alçakça bir iştir.

Gazetelerin boş sütunlarla çıktığı, aydınların içeri atıldığı, meclise sorulmadan yedi deniz ötede savaşa gidildiği, 6-7 Eylül olaylarının yaşandığı, Kıbrıs belasının başımıza sarıldığı bir dönemden söz ediyoruz.

Aradan 50 yıl geçtikten sonra; o dönemle ilgili yazılmış onlarca kitap, ortaya çıkmış onlarca belgeden sonra dönemi yorumlamak ve birilerini o gün takındığı yanlış tavır nedeniyle yaftalamak doğru değildir.

Bu “uyarıyı” yaptıktan sonra, Çetin Altan’ın darbeden bir gün sonra Milliyet’te yazdığı yazıyı aşağıya aynen alıyorum:

Bugün canım yazı yazmak istiyor

 

Yıllar ve yıllar boyu aklımızın erdiği, gücümüzün yettiği, dilimizin döndüğü kadar; tarihlerden örnekler verdik, hukuk prensipleri sıraladık, kinayeleri fıkralar anlattık. Kafasında en küçük bir izan fırdası bulunan bir insan bile bu ihanet yolunun geçit vermeyeceğini görür ve geri dönerdi. Hayır bunlar böyle yapmadılar. Anayasayı çiğnediler, hürriyetleri kestiler, hukuk dışı komisyonlar kurdular..

 

Artık yazı yazmıyor; yazı taklidi yapıyorduk.

 

Atatürk’ün gençliğe hitabesini, Nutuk’un tefrikası halinde yayınlamak dahi suç sayılır olmuştu. Atatürk’ten bahsedilsin istemiyorlardı. Onun kurduğu İnkılap Türkiye’sinin Cumhuriyetine bir beyefendiler saltanatı halinde çöreklenmek ve memleketi basınsız, Üniversitesiz ve hatta Meclissiz olarak idare etmek niyetine kapılmışlardı.

 

Silahlı kuvvetlerimizin Büyük Ata’nın yıllar arkasından akseden manevi direktifi ile yaptığı bu hareket, demokrasimizin en sağlam teminatı olarak tarihimize geçecek ve hürriyetlerden kendi sefil benlikleri için faydalanmak isteyen gafillere her zaman için unutulmaz bir ders olacaktır.

 

Milli Birlik Komitesi Başkanı ve TSK Başkumandanı Org. Cemal Gürsel’in yayımladığı demeçte bilhassa belirttiği gibi memleket  yakın bir zamanda demokrasinin şartlarına uygun bir idareye kavuşacaktır. Kurucu Meclis, gereken esasları tesbit ettikten sonra hür ve endişesiz bir seçimle memleketi, memleketin sevdiği lekelenmemiş insanlara bırakacaktır.

Bugün bütün Türkler, parti çekişmelerinin çöplüğünden kurtulmuşlar ve yeni bir anlayışın dünyasına doğmuşlardır. Bütün küçük hesaplar, kinler ve nefretler tasfiye edilmiştir. İnsanca ve kardeşçe, sadece fikir tartışmalarından ibaret, herkesin eşit olduğu demokrasi rejimi, yakında bu güzel vatana layık olduğu mutluluğu getirecektir.

 

Kurucu Meclisin faaliyete geçmesini sevinçle bekliyoruz. Silahlı kuvvetlerimizin yaptığı hareket bir hısım veya bir zümre menfaatinin dışında; sadece hukuk, insanlık ve vatan aşkının bir neticesidir.

 

Bu hareketin meşruluğu ve büyüklüğü yıkılanların gayrimeşruluğu ve küçüklüğüyle makusen mütenasip olarak bir abide gibi ortaya çıkmaktadır.

 

Türkler alimleri dalkavuk, Üniversiteleri maktel, gazetecileri korkuluk ve bütün aydınları sürüngen haline getirerek, bir çete gibi davrananların rezaletlerini kabul etmeyi, bütün fünya önünde reddetmişlerdir.

Menfaat bağlarıyla bu cehalet ve rezalet yuvalarına uşaklık etmiş olanları kendi vicdanlariyle başbaşa bırakıyoruz. Herhalde ıslah olacaklardır. Islah olmamakta direnenler çıkarsa onlar da derslerini alacaklardır.

 

Bize bugünleri taddıran ve bir milletin haysiyetine konmıya çalışan tozları bir üfleyişle temizleyiveren Türk Silahlı Kuvvetleri sağolsunlar. Kardeş kanı dökülmeden yapılan bu hareketin aynı vakar içinde gerçek demokrasinin temelerini atmasını bekliyor, seviniyor övünüyor, övünüyor seviniyoruz.

Posted in: Popüler Tarih