Hepsi birbirini taklit eden ve devletin pompaladığı ideolojiyi yeniden üretmekten başka bir işe yaramayan bir medya düşünün. Sonra bu medyaya her yönüyle farklı olacağını iddia eden bir gazetenin girdiğini düşünün.
Bu gazete; reklam verene bağlı olmamak için fiyatını ilk başlarda bir lira olarak belirlesin. Sonra tek tek bu ülkenin bütün tabularına dokunsun. Adının önüne Yüce Önder getirmeden ismi bile söylenmeyen adama yapılan eleştirileri dokuz sütun manşete taşısın.
Ordu ve derin devlet ile ilgili öyle haberler yapsın ki; devletin en koyu savunucularına bile “acaba?” dedirtsin.
Yetmesin; bize mutlu olmamız emredilen belirli gün ve haftaları bu gazete hiç takmasın. O günlerde normal bir ülkenin basını gibi davransın.
Bu gazeteyi desteklemez misiniz?
Sonuna kadar.
Ama bakın o gazete ne yapıyor?
Gazetenin en sevilen yazarlarından olan Sevan Nişanyan 21 Eylül tarihli yazısında şunları yazıyor:
“Şimdi diyorlar ki memlekete özgürlük geldi. Doksan seneden beri tabu olan şeylerden bile artık serbestçe bahsedebilirsin.
Ama bir de ne görelim? Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu’ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.
Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!
Doğanın boşluk kabul etmemesi gibi, bu toprakların havası mıdır, suyu mudur, özgürlük kabul etmiyor herhalde.
***
Sonrasında, Nişanyan’ın kendi sanal hesabında açıkladığı olaylar gerçekleşiyor.
Yazıları ondan habersiz olarak kesilip biçiliyor.
Alenen fırçalanmaya başlıyor.
Bunu, Türkiye’nin en özgürlükçü gazetesi yapıyor.
Sebep? “Müslüman okurlarımız darılmasın.”
Sebep? “Tepki toplarız.”
Birilerini darıltmadan ve tepki toplamadan demokrat olabilmek mümkün müdür?
Taraf; bugüne kadar devlet, ordu ve Kemalizm ile ilgili yaptığı haberlerin herhangi birinde birilerini darıltmak ya da tepki toplamak gibi riskleri düşünmüş müdür?
Salman Rüşdi’ye ait “Şeytan Ayetleri” isimli kitap; Türkiye’de Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanmıştı.
Aziz Nesin; bu yasak üzerine kitabın Türkçe tercümesini o dönem gazete olan Aydınlık’ta yayımlamaya başladı.
Aydınlık; Doğu Perinçek’in gazetesiydi.
Bunu seyreden günlerde Madımak Yangını yaşandı.
Ne korkunç değil mi?
Karşımızda; Doğu Perinçek kadar bile demokrat olamayan bir yayın yönetmeni var!
Üstelik; köküne kadar demokrat olduğu iddiasında.
Taraf Gazetesi; Sevan Nişanyan’ı açık biçimde kovmuştur. Daha doğrusu yazı yazamayacak hale getirerek fiilen işten atmıştır.
Bunu, korkusundan falan değil; açıkça birilerine yaranmak için yapmıştır.
Taraf; “demokrasi ve özgürlük” konusunda samimiyetsiz olduğunu göstermiştir.
Bu korkaklığı; onun bugüne kadar yaptığı bütün haberlere şaibe düşürmüştür. Bu kadar korkaksanız; demek ki bugüne kadar ki cesur gösterilerinizde arkanızda korkmamanızı sağlayan bir gizli el var demektir.
Her neyse..
Bu gazeteyi ilk çıktığı günden bu yana alan, zaman zaman günde 4-5 tane alıp sağa sola dağıtan ve önünde nöbet bile tutan bir insan olarak ben artık Taraf denen gazeteyi almıyorum.
***
Bu sansüre karşı tepki vermek istiyorsanız siz de aşağıdaki bloglar gibi söz konusu yazıyı gündeme taşıyabilirsiniz:
http://www.5posta.org
http://www.ali.riza.esin.net
http://cengizchefikir.blogspot.com
http://www.seviyesizsiyaset.com
http://kenardan.wordpress.com/2010/01/08/sansurden-sansur-dogdu-sevan-nisanyan-olayi/
http://loverisloser.wordpress.com/2010/01/08/kendine-gel-taraf/
http://manaaramayin.blogspot.com/2010/01/taraf.html



bohong
Haziran 16, 2010
ozgurlukculuk insanlarin kutsallarina hakaretler getiren onlari inciten yayinlar yapmak degildir , soylediginiz sekli ile yapilana da sansru denmez hassasiyet gozetmek denir , aksi takdirde gazeteler bu sekilde hassasiyet gozetmeselerdi buna da ozgurluk denseydi insalarda kutsala saygi diye birsey kalmaz herkes birbirine hakaretelr gonderir biribirlerinin hatalarina ortaya dokme pesine koyulurlardi.Kim hangi hakla benim kutsalima bu yazida gectigi sekli ile hakaret etme hakki vardir , yahut kendinin kutsali olmamasi mi ona boyle bir curet vermistr, lutfen azcik insaf!
whistlee
Aralık 13, 2010
“Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu– hikayelere– istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!”
/herkes inanmadığını açık açık söyleyebilir, kimse ona bu yüzden alınmaz-alınmamalıdır.Ama başkalarının değerlerini, değersizmiş gibi gösterip o değerlerle alay eder tarzda yazarsa, o yazı, gazetenin kuruluş amacına ters olduğu için yazmasına izin vermemeleri en doğrusudur/
cezmi aygen
Şubat 20, 2011
Taraf’ın iktidar yağcısı bir gazete olduğunu anlamayan kaldı mı ki?
Çetin Altan gençliğinde devamlı olarak iktidarı eleştirir, yapılan yolsuzlukları cesurca kurcalardı. Bu yüzden de ömrünün bir kısmını haksız yere hapislerde geçirmiştir. Anlaşılan babasını maruz kaldığı haksızlıklar Ahmet Altan’da hükümetle ters düşmeme eğilimi yarattı ve kendini iktidar partisine yanladı.
Bu sebepten de Nişanyanı cezalandırması çok normaldir. İktidar partisinin hoşuna gidecek şeyler yazmak var oluş sebebi herhalde.
Baksanıza henüz hiçbiri suçlu olarak mahkûm olmamış kişileri Taraf, yok Ergenekon suçlusu, yok Balyoz darbecisi diyerek mahkûm edip duruyor. “Suçu ispat edilene kadar herkez masumdur” diyemiyorlar. Zira İktidar yanında Taraf’tırlar.
orhan kınık
Şubat 25, 2011
Nişanyan’ı severim ancak bu yazısını iyiki yayınlamamışlar. Nişanyan’a bu basitliği yakıştıramadım doğrusu. Seviyesiz bir yazı.Kime ne kazandıracak bu yazı?
siraç biçkioğlu
Nisan 23, 2011
arkadaşlar ,demokratlığın ölçüsü herhalde dini inançlarını paylaşmadığınız toplum kesimlerini tahkir etmek,onlarla istihza etmek olmasa gerek.Ben bir müslümanım,Sevan Nişanyan bir hristiyan(belki kendini hristiyan olarak tanımlamıyordur,belki ateisttir,ifadelerinden herhangi bir dine inanmadığı sonucu çıkıyor,vahye inanmıyor,her neyse konu o değil).Diyarbakır’da doğdum büyüdüm,eski adı gavur mahallesi olan hançepek’te.O mahallede ermenlerin çok önemli bir kilisesi var(Surp Giragos) ve bu kilise yakın zamana kadar harap haldeydi,restore edilip yeniden hizmete açıldı,şahsen ben bir müslüman olarak bir caminin tekrar hizmete açılmasına sevindiğim kadar o kilisenin hizmete açılmasına o şekilde sevindim çünkü medeniyet bunu gerektirir.Şimdi benim de bir müslüman olarak dinimle ilgili olarak bir insandan (dinime inanır inanmaz başka konudur) bu saygıyı beklemem çok yanlış bir beklenti midir ? inanmadığın dine hakaret etme hakkını sana kim veriyor ?bu mudur demokrasinin ölçüsü?neye inanırsanız inanın ama tercihinize saygı istiyorsanız bu sizin saygınızdan başlar arkadaşlar.Bunu mürekkep yalamış bir insanın yapması iki kere hatadır yahu.