Neşeli Hayat

Posted on Aralık 24, 2009

0


NeseliHayat_poster_03Bu yazıyı yazmak için biraz geciktim aslında. Bir vizyon filmiyle ilgili yazıyı ona gitmeden önce okur ve izleyenlerin fikrini alıp buna göre gitme ya da gitmeme kararı verirsiniz. Bu anlamda bu yazı pek işe yaramayacak.

Ancak, Yılmaz Erdoğan’ın “Neşeli Hayat” filmi samimiyetiyle ve yansıtmaya çalıştığı mahalle hayatını; o mahallenin değerlerini, inanç sistemini, hayata bakış açısını izleyene verebilmesiyle adından sürekli söz edilmesini hak eder.

Film çıktığında; Türkiye’nin en kalburüstü sinema yazarları tarafından fazlasıyla övülmüştü. Hatta Yılmaz Erdoğan’ın bugüne kadar yaptığı en iyi film olduğu da iddia edildi.

Film; Türk sinemasında sıkça işlenmiş bir mahalle hayatını; o mahalle içerisindeki bir insanın umut yolculuğunu anlatıyor. Ama bugüne kadar olduğu gibi ajitasyonla, abartılmış iyi-kötü çatışmasıyla ve “ezikliği yüceltmekle” yapmıyor bunu.

Galiba farkı da bu.

Fukara edebiyatı yapmakla fakir bir insanın umut yolculuğunu anlatmak arasındaki farkı iyi yansıtabilmesi Neşeli Hayat’ı farklı kılıyor.

liveimages_guzelim_yilmaz-erdogan-neseli-hayat_01Anlatmaya çalıştığı mahallenin değerlerini iyi bilmesi de buna eklenebilir. Filmin sanat yönetmeni gerçekten iyi çalışmış. Bir sanat yönetmeninin filme neler katabileceği ilk bakışta anlaşılamayabilir. Şöyle anlatmaya çalışayım: filmde Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı Rıza Şenyurt karakterinin üstündeki kıyafetlere dikkat edin. Aynı zamanda Rıza’nın evindeki eşya düzenini, duvarlarda asılı olan resimleri düşünün. Rıza’nın eşinin dikiş makinesini, odanın ortasındaki büyük sobayı, sobanın üzerindeki “gügümü”, onun üzerinde yemek pişirilmesini.. Ve tabii ki -Yılmaz Erdoğan’ın kendi yaptığı- o patlıcanlı patatesi. (Söylemesi ayıp, “bizim mahallede” yemekler her zaman çok iyidir. Bu kadınların “bizim mahallede” daha küçükken yemek yapmaya başlamasıyla alakalı bir durumdur. )

O mahallelere aşina biriyseniz şunu çok iyi anlarsınız ki karakterin üzerindeki giysiler ve evin düzeni kelimenin tam anlamıyla anlatmaya çalıştığı “mahalleyi” betimliyor. Bir yabancılık hissetmiyorsunuz. Bu yüzden filmi izlerken belki de yaşanmış bir hikayeyi dinliyormuş gibi hissediyorsunuz.

Tüm bu detaylar Neşeli Hayat’ı fukara edebiyatı yapan ajitasyon filmlerinden çok farklı kılıyor.

Neşeli Hayat bu kadar övülmesine rağmen ne yazık ki istenilen gişe başarısını elde edemedi. Yılmaz Erdoğan’ın söylediğine göre film gişede bir milyonu bulamayacak. Bu yalnızca Neşeli Hayat’a özgü bir durum değil. Her şeyden önce Anadolu gişesi geçtiğimiz yıllara göre oldukça düşük. Bunun nedeni elbette ki içinden geçmekte olduğumuz ekonomik kriz. Böyle dönemlerde herkes ilk önce lüks olarak gördüğü şeyleri keser.

Belki bir diğer nedeni de Neşeli Hayat’ın “vizyona” ağır gelmesi. Bir çok genç ergen afişte BKM oyuncuları ismini görünce bir komedi filmine gideceğini düşündü. Böyle olmayınca filmin gişesi düşük kaldı. Filmin önemli eksiklerinden biri de BKM oyuncularının kullanılması bence. En önemsiz figüran rollerinde bile BKM’den birileri kullanılmış. Bir filmde o kadar çok ünlü görmek her zaman iyi olmayabilir.

Uzun sözün kısası: şu son yıllarda seyrettiğim en sıcak filmlerden biriydi Neşeli Hayat.

Hala bir yerlerde vizyondaysa kaçırmayın.

Posted in: Kültür Sanat