
İzmir’e “gavur” denmesinin nedeni sanıldığı gibi İzmirlilerin büyük bölümünün solcu ya da Kemalofaşist olması değil. Bu deyimi bu yüzden kullananlar olabilir tabii, ama en azından kökeni bu değil.
Devamı için tıklayınız.
Posted in: Popüler Tarih
Posted on Mayıs 19, 2009

İzmir’e “gavur” denmesinin nedeni sanıldığı gibi İzmirlilerin büyük bölümünün solcu ya da Kemalofaşist olması değil. Bu deyimi bu yüzden kullananlar olabilir tabii, ama en azından kökeni bu değil.
Devamı için tıklayınız.
Share this:
Like this:
Be the first to like this post.Etiket:gavur izmir, izmirPosted in: Popüler Tarih
[...] [...]
*Eğer Twitter üyesiyseniz buraya tıklayarak Bloknot gönderilerine abone olabilirsiniz.
** Eğer FriendFeed üyesiyseniz buraya tıklayarak feedpage'imi görebilir ve Bloknot gönderilerine abone olabilirsiniz.
*** Eğer Twitter veya Friendfeed üyesi değilseniz buraya tıklayarak Google Feedburner aracılığıyla Bloknot'a abone olabilirsiniz.
*** Buraya tıklayarak Evrensel Gazetesi'nde yayımlanmış yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Atakürt / Ahmet Altan / 17 Nisan 1995
Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı’nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını “Kürdiye Cumhuriyeti” koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla “Atakürt” adını alsaydı...Kürdiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına “Kürt” deneceği için hepimiz “Kürt” sayılsaydık, Taksim’e, Kadıköy’e, Kızılay Meydanı’na, Kordon’a “Ne mutlu Kürdüm diyene” pankartları asılsaydı...
“Kürdiye’de” Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında “deniz Kürdü” oldukları iddia edilseydi...
Kürtlerin “yedi bin yıllık” bir tarihi bulunduğunu, Anadolu’nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık.
Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almamız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydık...
Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı...
Romanlarımızı, hikayelerimizi, şiirlerimizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydık, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydik, gazetelerimizi Kürtçe çıkarsaydık...
Okullarımızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı...
“Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var” dediğimizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydık.
İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de polis sürekli olarak bizi izleseydi, “özel timler” bizim “Kürdiye Cumhuriyeti’ni” parçalamak isteyen “ayrılıkçılar olmamızdan” kuşkulanıp hepimize sürekli “suçlu” muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğumuz için hakaretlere uğrasaydık.
12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydı...
Evlerimiz basılsa, ayrılıkçı “Türk teröristlere” yardım ettiğimiz iddialarıyla apartmanlarımız yakılsa, biz evimizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır’a, Hakkari’ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydık...
Biz Türkler buna razı olur muyduk, “işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz” sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydik?
Yoksa, Türk kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, bu ülkenin “eşit” vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurduk?
Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih “Türk” çizgisinden yürümüş, bugün bizim “Türk” olarak kabul edemeyeceklerimizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış.
Türkiye’nin bu kanlı karmaşadan “demokrasiyle” ve Kürt vatandaşların “kimliklerinin” kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor:
- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği?
Biz Türkler, bir “Kürdiye Cumhuriyeti’nde” yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi.
Kendimiz için isteyeceğimizi, bizimle eşit oldugunu kabul ettiğimiz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer mi?
Değmez diyenler “demokrasi” istiyor işte.
Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?
Enter your email address:
Delivered by FeedBurner
ahmed
Ağustos 15, 2009
kemalofaşist ne uyduruk karalayıcı bi suçlamadır.. o zaman fetofaşist gibi terimleri de kullanınız lütfen…
seko
Eylül 21, 2009
‘kemalist’ demek istemiş ipne feto kuçusu yanlış anlamadıysam
dlysz tmlc
Kasım 27, 2009
bence kemalofaşist tabiri süper olmuş =] kemalizm tekçi anlayışı faşizmin ta kendisidir moruk. tek dil tek her ne zıkkımsa.. bunun birleştirici hicbir yanı olamaz. dışlayıcı her idoloji faşizmdir.
Mehmet
Nisan 13, 2010
Sen Ermeni uşağı oldugun için böyle konuşuyorsun, türk olsaydın kemalofaşist demezdin. ermenofaşist, yalancı, iftiracı…
dyned
Nisan 22, 2010
“kemalofaşist” lik denen bir kavramı ilk defa duymama karşılık. fetoşçuluk denen şeyi duymayan yoktur eminim
Bülent Turgut
Temmuz 9, 2010
ne kadar seviyesiz bir blog.. sahibi gibi..
Bülent Turgut
Ağustos 14, 2010
“Falanca faşisttiydi” , “feşmanca gavurdur” , vs. gibi şeylerle uğraşmak yerine “biz kimiz, bize neler oluyor, nereye gidiyoruz” sorularına yanıtlar aramamız ve yaşamımıza çeki düzen vermemiz gerekiyor. Yapan yapmış, ölen ölüp gitmiş.. Bizler de halen nelerin tartışmasını yapıyoruz!.. Ne dünde yaşanır, ne bugün boşverilir, ne de yarından vazgeçilir.. Bir yerde veya bir kişide takılıp kalmak iyi değildir.
İzmir’e “gavur” denilmesinin nedenine gelince: Osmanlı zamanından Cumhuriyetin ilk çeyrek yüzyıllık dilimine kadar olan süreçte İzmir’in büyük bölümünde (% 80-90 nüfus) Rumlar, Ermeniler ve yüksek yoğunlukla da Yahudiler yaşıyordu. Günümüzde etkin konuma sahip zengin Yahudilerin, Levantenlerin hemen hepsi İzmir’den çıkmadır. Alsancak’ta, Konak’ta, Buca’da hep bu gayri-Müslimlerin yerleşimleri ve dükkanları mevcuttu.
İzmir’e “gavur” lakabı verilmesinin nedeni budur. Müslümanların çok az ve gayr-i Müslimlerin çok oluşudur.
Günümüzde İzmir CHP tabanı ile dikkatleri çekmektedir. Bunda en büyük etki; Cumhuriyetin ilk yıllarında Müslüman halka uygulanan psikolojik şiddettir. İnsanlar adeta dini yaşamdan uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. CHP’nin varlığının batı kentlerinden arttırılması ile kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Bunları eskiler anlatıyor. Maalesef günümüzde İzmir insanı sadece sol görüşe değer veren ve ehl-i dünya bir zihniyete kavuşmuş durumdadır. Müslümanlara “kafir” veya “gavur” denmez, denmemelidir. Ancak İzmir insanlarının ekseriyeti aşırı derecede ehl-i dünya hale gelmiştir. İnşallah bu durum uzun sürmez ve güzel İzmir’in güzel insanları atalarına yakışır bir ahlaki zihniyete tekrar kavuşur.
Karamanlı
Eylül 9, 2010
sizin alayınız nnerdeyse GAVUR İZMİR hemde sadece izmir değil kıyı kentlerinin hepsi gavur trakyasından karadenıze akdenizden egeye kadar
sizlerin ne yaşamında ne zihniyetinde nede inancında islam mukaddesatı yatmaz
izmiri de sadece müslümanlıkdan değil turklukden de saymam
köklerı tamamen yunan rum ve yahudidir. bakmayın siz türküz dıye ahkam kestiklerine
mustafa kemalin hep arkasına saklanırlar . ama bız kur-an ve adalete saklanırız elhamdulillah
turkıye sağdan gidderse izmir soldan, tr soldan giderse izmir sağdan gider , bu ülkenın zihnıyetıne ters bır memlekettır . yaşamlarıda aynı şekılde , kıçını başını açmayı balıklama denize dalmayı iyi bilir allahsızlar
valla bi anayasa yapsalar izmiri toptan yakmak isterım yahutta yunanlara verelım derım , toptan yaksakda ordakılerı arındırsak , iç kesimlerden insanlarımızı yerleştırsek