Başlangıç > Düşünce > Muhallebi liberalleri kendini yine belli etti

Muhallebi liberalleri kendini yine belli etti

Nisan 16, 2009 Yorum yapın Yorumlara git

vakit-logoMuhallebi liberalleri kendini yine belli etti. Bu sefer, Ergenekon davası kapsamında evi aranan Türkan Saylan’ın eğitim faaliyetleriyle misyonerlik arasında bağ kurmuşlar. Türkan Saylan’ın annesi bir Hristiyandı, lakin sonradan Müslüman oldu. Lily olan ismini de Leyla olarak değiştirmişti.

Zaman ve Vakit isimli kağıt toplulukları; bu durum üzerinden Türkan Saylan’ın kadınların türban takmasına karşıtlığını Hristiyanlıkla birbirine bağlıyor. Ancak Vakit, muhallebicilikte bir adım daha öne gidip şunu söylüyor: Türkan Saylan yıllarca türbana karşı çıktı, şimdi hastalığı yüzünden türban takıyor.


Şaşırmadım. Sürekli seküler aklın yerine ikame ettirilmeye çalışan dinci akıldan çıkabilecek bir cümledir çünkü bu. Doğuş itibariyle ele alındığında zaten niteliksiz bir düşünce eylemi. Böyle tepkimeler vermesi beyinlerinin yapısı düşünüldüğünde şaşkınlık vermemeli.

Ancak haberde bazı yanlışlıklar var. Türkan Saylan’ın taktığı şey türban değil, bone ve şapka benzeri farklı bir giyit. Üstelik takma nedeni de sağlıksal değil, estetik. Saylan; kemoterapi tedavisi görüyor. Göğüs kanseri olan Saylan’ın hem bu nedenle hem gördüğü tedavi nedeniyle saçları dökülüyor. Dünya’da milyonlarca insanda olduğu gibi.

Dinci akıl için bir insanın hayat boyunca başına gelen tıbbi şeyler imtihan ya da musibet kapsamında ele alınır. Buradan da dinin anlam veremediğimiz şeyleri Tanrısal bir güce bağlamak köklü bir düşünce eylemi olduğu ortaya çıkıyor kendiliğinden.

Şaşırtıcı olan, 2009 yılında hala böyle düşünenlerin bulunması.

Aslında bu yazıyı yazmaya pek gerek yoktu. Çünkü Vakit ve Zaman isimli yobaz gazetelerin fikriyatı zaten malum. Peki neden yazdım? Çünkü bu muhallebiciler, kendilerine geldiği zaman liberalizm ve özgürlükçülük kavramı ile “dinini yayma özgürlüğü”, dini yaşama özgürlüğü vs. gibi kavramlar arasında bağlantılar kuruyorlar. Tümüyle totaliter ve geri bir rejimin özlemcileri, o anlarda birden liberal kesiliyorlar.

Birden özgürlükçü, birden demokrat oluyorlar. Ama asıl niyet kendini nasıl da belli ediyor öyle değil mi? Ahmet İnsel, Taraf’a ilk çıktığı günlerde Neşe Düzel’in köşesinde bir mülakat vermişti. O mülakatta AKP’nin ve onun cemaatinin konjonktürel olarak demokrat olduğunu belirtmişti. İnsel’i o dönem ne yazık ki Genç Siviller bile tecrit etmişti. Acaba hala aynı mı düşünüyorlar?

AKP ve onun cemaat arka planının demokrasiyi ne olarak gördüğü bu ayrıntılarla gayet net biçimde ortaya koyuluyor. Artık bunları görmek gerekli.

Bakınız, herkes kendisi söz konusu olduğunda gayet demokrattır. Gayet özgürlükçüdür. Ama ünlü düşünür Rosa Luxemburg’un da dediği gibi asıl özgürlük ötekinin özgürlüğüdür. Bir düşünceyi en iyi ötekiyle olan ilişkisinden tanıyabilirsiniz. Dini özgürlük diyen, başka da bir şey demeyen bu kağıt toplulukları nasıl da misyonerlikle suçluyorlar insanları öyle değil mi?

Ben dinimi yayayım, ama sen yayma. Çünkü benim dinim üstün, Allah indinde tek geçerli din. Seninki gaflet, benimki hak. Benimki gelince seninki zail oldu.

Bu kafa yapısı kendini demokrat olarak tanımlıyor.

Liberaller muhallebicilerle arasına mesafe koymalı.

  1. grajuva
    Nisan 17, 2009, 9:49 pm | #1

    hasan bey, itiraf etmeliyim ki yazınıza haklı bir noktadan hareket ederek başlamış lakin genellemelerle doldurup bir ideoloji yazısı ortaya çıkarmışsınız.mesela, “Sürekli seküler aklın yerine ikame ettirilmeye çalışan dinci akıldan çıkabilecek bir cümledir çünkü bu.” dinci bir akıldan herzeler çıkma olasılığı ne kadar beklenti dahilinde ise seküler akıldan da o denli ihtimal dahilindedir. burada bir fikri soyutlayarak değerlendirmek yerine genellemelerden kurtulamamışsınız.

  2. hasanrua
    Nisan 18, 2009, 8:52 am | #2

    Sayın grajuva;

    Eleştirinizde yerden göğe kadar haklısınız.

  1. No trackbacks yet.